 |
 |
|
Önceki başlık
::
Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
tubik
Moderator

Kayıt: 30 Mar 2007
Üye No: 643
Mesajlar: 11595
G. Mesaj Sayısı: 18.92
Konum: Kocaeli
Meslek: Fotoğrafçılık
|
Tarih: 11/Ağustos/2007 Cmt, 1:08
Mesaj konusu : Tarih terimleri |

|
|
Tarih terimleri
A
Adaletnâme
Atik Rumî
Aydınlanma Çağı
B
Battal evrak
Becoluşka
Bedûh
Bürgus
C
Cariye
Cedid Rumî
Cedit Eşrefi
Cedit Osmanlı Kuruşu
Cedit Rumî
Cedit Zencirli
Cedit Zer-i Mahsup
Cedit Zolota
Cedit İslâmbol
Ç
Çar
D
Darbzen topu
Dirhem-i ceyyit
Dokuz Umde
E
Ecnebi kuruşu
Efendiler götürsün
Eksarhhane
Elviye-i Selâse
Etnografya
H
Halayık
K
Kassam
Kassam Defterleri
Kavisname
Konsolit Hanı
Kâtibi destar
M
Martalosbaşılık
Medeniyetler ittifakı
Mektebi Nüvvâb
Melek Girmez
Memduhiye
Modernite
O
Oba
Ordu Kassamı
P
Pırangi
R
Restorasyon (Tarih)
Ruz-ı Hızır
Ruz-ı Kasım
S
Sakk-ı Şer’î
Saklos topu
Serdengeçti
Sikke-i hasene
Sikkeşinas
Surre Altını
Sınıf savaşı
T
Turan
Türkkâri
VVeraset Yasası
Y
Yazılı Mahmudiye
Yeniçeri Kazanı
Yirmilik Altın
Z
Zer-i Kamertab
Zer-i Mahbub
Zer-i Mahbûb |
En son tubik tarafından 11/Ağustos/2007 Cmt, 7:40 tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi |
_________________
DoN't SpeEAak !!! |
|
|
|
|
tubik
Moderator

Kayıt: 30 Mar 2007
Üye No: 643
Mesajlar: 11595
G. Mesaj Sayısı: 18.92
Konum: Kocaeli
Meslek: Fotoğrafçılık
|
Tarih: 11/Ağustos/2007 Cmt, 1:19
Mesaj konusu : |

|
|
A
Adaletnâme
AdaletnâmeOsmanlı padişahlarının tahta çıktıklarında yayımladıkları bir tür genelgedir. Kanunlara uyulması ve herhangi bir haksızlığa hiç kimsenin uğratılmaması konuları hakkında kaleme alınırdı.
Atik Rumî
II. Mahmud zamanında basılan paralardandır. Halk arasında Yazılı Mahmudiye olarak bilinir. Hicri 1232-1236 arası dört defa basılmıştır.
Aydınlanma Çağı
Aydınlanma Çağı olarak adlandırılan tarihsel dönem, Aydınlanma felsefesi de denilen 18. yüzyıl felsefesinin genel adıdır. |
|
_________________
DoN't SpeEAak !!! |
|
|
|
|
tubik
Moderator

Kayıt: 30 Mar 2007
Üye No: 643
Mesajlar: 11595
G. Mesaj Sayısı: 18.92
Konum: Kocaeli
Meslek: Fotoğrafçılık
|
Tarih: 11/Ağustos/2007 Cmt, 1:22
Mesaj konusu : |

|
|
B
Battal evrak
Battal evrak, Osmanlı yazışma siteminde, hükmü kalmayan kayıtlardır. Evrakta bir köşeden diğer köşeye kadar irice "battal" yazılıp "şerh" düşülmek suretiyle yapılır. Bu işlemede battal çekmek denirdi.
Becoluşka
Osmanlı döneminde kullanılan 16. yüzyılda kale bendlerini döğmeye yarayan büyük bir top. Bacelaşka, Bedoluşka diyede adlandırılır.
Bedûh
Eskiden mektup zarflarının üzerine adres yazıldıktan sonra boş kalan kısmına, zarfın üçte ikisi büyüklüğünde yazılırdı. “Bedûh” yazılı mühür kazıtıp bunu gönderdikleri her mektuba basanlar dahi vardı. Bazen de Bedûh yazmak yerine kelimenin ebced hesabında ki karşılığı olan 2468 de yazılırdı.
B. Macdonald, İslam Ansiklopedisi'nde: "Bunun mektuplardan başka, muska gibi, daima takılmakta olan mücevherlerin ve maden levhaların üzerine hakkedildiğini" ve gönderilen ticari eşyaların üzerine de sağ selamet yerine varsın anlamında yazıldığını söyler.
Muteber sözlüklerin pek çoğu Bedûh’u aslı meçhul bir lâfz olarak nitelese de, bazı yorumlarda bulunmaktan kaçınmamışlardır. Bedûhun “Kamûs-i Türkî'de, meşhur Buda isminden galat olduğu üzerinde durulur. Ebuzziya Lügati'nde ise kelimenin aslı İbranice olarak belirtilir. Kamus-i Osmani’de kelimenin aslının Farsça olduğu ve “yürümek” anlamında kullanıldığı yazılır ve bir rivayete değinilir; rivayete göre bedûh, manevi irsâlleri yerine ulaştırmakla görevlendirilen meleğin ismidir. Ahmet Raşit Efendi, Nuhbe Şerhi'nde (s.97) bedûh, sabur vezninde esma’ul hünsadandır görüşünü dile getirse de, melek isminden mülhem olmasını kuvvetle muhtemel olarak nitelendirir. Lugat-ı Cudi’de ise “muharir-i fakir, mingayr-i haddin” demiş ki: “Bedûh lâfzının, esmâ-i ilahiden yahut esmâ-i melâikeden bir isim olduğuna hatt-ı muteberde pek de tesadüf olunamıyor. (…) Bunun mektuplar üzerine tahriri bu nokta-i nazardan değil de mektuba bir ehemmiyet veya müstaceliyet vermek” anlamında kullanıldığı yazılır.
Osman Ergin, Balıkesirli Abdülaziz Mecdi Tolun adlı eserinde, bu tabirin “put” gibi Budîlikten kalmış olmasına ihtimal verse de uzun yıllar bedûh halk arasında muska gibi kullanıldı, üzerine pek çok faziletler vehmedildi. Mesela; bir yolcu üzerinde bedûh yazılı bir kağıt saklarsa bütün gün yorulmaksızın yürür ya da hamile bir kadın bu kelimeyi üzerinde taşıyacak olursa daha kolay doğum yapar veya yapılan bir iş üzerine yazıldığında tez vakitte biter, en yaygın inanış ise; bedûh yazılı mektupların mutlaka adresini bulduğudur.
Sözlüklerde "Bedûh" sözcüğü üzerinde birleşilen tek nokta: Aslı meçhul bir lafz olduğu ve yıllar yılı aşk mektuplarından muskalara kadar pek çok yere anlamı tam olarak bilinmesede tılsım niyetine kullanıldığıdır.
Bürgus
Bürgus, Suriyeliler tarafından bir kuruşluk Osmanlı gümüş parasına verilen isim. Arapçada pire anlamına gelen bu kelime, paranın küçüklüğü nedeniyle elden kolaylıkla düşmesinden dolayı bu ismi almıştır. |
|
_________________
DoN't SpeEAak !!! |
|
|
|
|
tubik
Moderator

Kayıt: 30 Mar 2007
Üye No: 643
Mesajlar: 11595
G. Mesaj Sayısı: 18.92
Konum: Kocaeli
Meslek: Fotoğrafçılık
|
Tarih: 11/Ağustos/2007 Cmt, 1:29
Mesaj konusu : |

|
|
C
Cariye
Cariye, yabancı ülkelerden kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan veya savaş ganimeti olarak ele geçirilen, alınıp satılabilen, her konuda efendisinin isteklerine bağlı bulunan genç kadın, halayık.
Cariyelerin efendilerinden oğulları Yahudi ve Arap toplumu gibi bazı toplumlarda genellikle köle kabul edilmemişlerdir. İslamiyet öncesi Araplarda yaygın olan cariyelik sistemi Arapların İslamiyet'le tanışmalarından sonra da devam etmiş ancak Kur'an cariyelerin hak ve hukuku ile ilgili bazı durumları düzenlemiştir.
Köleliğin insani ve ahlaki bir kurum olmadığı aydınlanma çağında ilk olarak seslendirilmeye başlanmıştır. İlk kanunlar İngiltere’de ve ABD’de 19. yüzyılın ilk çeyreğinde, 1807 yılında çıkarılmış, daha sonra diğer Avrupa devletleri onları izlemişti. Avrupa'da İngiltere'den sonra köleliği ilk kaldıran Osmanlı İmparatorluğu'dur. Osmanlı'da kölelik , Sultan Abdülmecid döneminde 1847 ’de bir fermanla yasaklanmıştır. |
|
_________________
DoN't SpeEAak !!! |
|
|
|
|
tubik
Moderator

Kayıt: 30 Mar 2007
Üye No: 643
Mesajlar: 11595
G. Mesaj Sayısı: 18.92
Konum: Kocaeli
Meslek: Fotoğrafçılık
|
Tarih: 11/Ağustos/2007 Cmt, 1:30
Mesaj konusu : |

|
|
Cedid Rumî
II. Mahmud zamanında basılan paralardandır. Halk arasında Yazılı Mahmudiye olarak bilinir. Hicri 1232-1247 arası altı defa basılmıştır.
Cedit Eşrefi
Cedit Eşrefi, Osmanlı döneminde I. Mustafa namına basılan tuğralı ilk altın paradır. 1691'de basılan yıldızlı altına Venedik Dukası veya Şerifi adı verilmiştir.
Cedit Osmanlı Kuruşu
Tuğralı Kuruş da denir. III. Ahmet döneminde 120 akçeye tekabül ederdi. |
|
_________________
DoN't SpeEAak !!! |
|
|
|
|
tubik
Moderator

Kayıt: 30 Mar 2007
Üye No: 643
Mesajlar: 11595
G. Mesaj Sayısı: 18.92
Konum: Kocaeli
Meslek: Fotoğrafçılık
|
Tarih: 11/Ağustos/2007 Cmt, 1:37
Mesaj konusu : |

|
|
Cedit Rumî
Cedit Rumî, II. Mahmut namına dokuzuncu cülus senesinden on beşinci cülûs yılına kadar bastırılan altın para.
Cedit Zencirli
III. Ahmet döneminde 1726'da Tebriz, Tiflis, ve Revan taraflarında bastırılan 24 ayar altın paralara verilen isim. Günümüzde kullanılan "tırtıl"a, o dönem "Zencir" dendiği için bu ismi almıştır.
Cedit Zer-i Mahsup
Cedit Zer-i Mahsup, Osmanlı döneminde III. Mustafa namına 1757 ve 1759 senelerinde bastırılan paralardır.
Cedit Zolota
Cedit Zolota, Osmanlı dönemindeki gümüş paralardan biridir. III. Ahmet döneminde 90 akçeye tekabül derdi.
Cedit İslâmbol
1715'de basılan altın paralar hakkında kullanılan tabir. Sikke-i cedit-i zer-i İslambol'da denirdi. 1696 da bastırılan sikkeler para sorununu çözememiş ve payitahtta basılan altınlara diğer sikkeler dahi mağşuşiyetten kurtulamamış olduğu için bir yüzüne tuğra diğer yüzüne "duribe fi İslambol" olmak üzere yeni sikkeler bastırılmıştı. Bu arada basılan üçer kuruşluk altını 1696 da basılan altınlardan ayırmak için bu isim verilmişti. |
|
_________________
DoN't SpeEAak !!! |
|
|
|
|
tubik
Moderator

Kayıt: 30 Mar 2007
Üye No: 643
Mesajlar: 11595
G. Mesaj Sayısı: 18.92
Konum: Kocaeli
Meslek: Fotoğrafçılık
|
Tarih: 11/Ağustos/2007 Cmt, 5:12
Mesaj konusu : |

|
|
D
Darbzen topu
Osmanlı zamanında kullanılan uzunluğu yedi karış herbiri 56.5 kğ. ağırlığında ikisi bir ata yüklenebilir top. Bunlar büyüklük sırasına göre Şahi Darbzen, Miyane Darbzen. Darbzen olmak üzere 3 ayrılır.
Dirhem-i ceyyit
Osmanlı'da mağşuş, karışık, bozuk olmayan gümüş para anlamında kullanılan bir tabir. |
|
_________________
DoN't SpeEAak !!! |
|
|
|
|
tubik
Moderator

Kayıt: 30 Mar 2007
Üye No: 643
Mesajlar: 11595
G. Mesaj Sayısı: 18.92
Konum: Kocaeli
Meslek: Fotoğrafçılık
|
Tarih: 11/Ağustos/2007 Cmt, 5:15
Mesaj konusu : |

|
|
Dokuz Umde
Dokuz Umde veya Dokuz İlke.
Mustafa Kemal'in Birinci TBMM'nin çalışma süresi sona ermeden bir süre önce, 8 Nisan 1923'te yayımlamış olduğu bildiri. Dokuz ilkenin yer aldığı ve genel program niteliğindeki bu bildiriye göre egemenlik kayıtsız şartsız ulusundu ve halkın kendi kendini yönetmesi esastı.
Dokuz Umde, 11 Eylül 1923'te kurulan Halk Fırkası'nın çekirdeğini oluşturan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti tarafından bir program olarak benimsendi.
Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubunun Halk Fırkası'na dönüştükten sonra M.Kemal Paşa tarafından yayımlanan bildiri.
içeriği
1 - Ulusal egemenliğe bağlılık
2 - Saltanatın kaldırılması kararının değişmezliği
3 - Mahkemelerin hızlı işlemesi, yeni yasalar yapılması
4 - İç güvenlik ve asayişin sağlanması
5 - Alınacak ekonomik toplumsal önlemler
-Aşarın sakıncalarının düzeltilmesi
-Tütün, tarım ve ticaretin desteklenmesi
-Ziraat Bankası'nın sermayesinin arttırılması
-Endüstrinin teşviki
-Demiryolları yapımı
-İlkokullarda öğretimin birleştirilmesi...
6 - Zorunlu askerlik süresinin kısaltılması
7 - Bürokrasinin düzeltilmesi, aydınlardan kamu görevlerinde yararlanılması
8 - Bayındırlık işleri için ortaklıklar kurulmasının sağlanması ve kişisel girişimlerin kollanması
9 - Yedek subaylara, malul gazilere, emeklilere, dul ve yetimlere yardım |
|
_________________
DoN't SpeEAak !!! |
|
|
|
|
tubik
Moderator

Kayıt: 30 Mar 2007
Üye No: 643
Mesajlar: 11595
G. Mesaj Sayısı: 18.92
Konum: Kocaeli
Meslek: Fotoğrafçılık
|
Tarih: 11/Ağustos/2007 Cmt, 5:17
Mesaj konusu : |

|
|
E
Ecnebi kuruşu
Ecnebi Kuruşu;Riyal yerine kullanılan bir tabirdir. 1650-1656 tarihlerinde iki ecnebi kuruşu yani riyal bir altına tedavül ediyordu.
Efendiler götürsün
Efendiler Götürsün deyimi, eskiden beddua yerine kullanılan bir tabirdi. "Cenazeni hocalar alsın götürsün" demektir. Eskiden "efendiler" denince "alimler" kastedilirdi. Halk hürmet eseri olarak "hocalar" gibi bir tabir kullanmazdı.
Genellikle birisine seslenme sonrasında verilen; "-Efendim ?" cevabına karşılık hiddetle "Efendiler götürsün seni!" denirdi. "Öl de senden kurtulayım" demek olur. |
|
_________________
DoN't SpeEAak !!! |
|
|
|
|
tubik
Moderator

Kayıt: 30 Mar 2007
Üye No: 643
Mesajlar: 11595
G. Mesaj Sayısı: 18.92
Konum: Kocaeli
Meslek: Fotoğrafçılık
|
Tarih: 11/Ağustos/2007 Cmt, 5:18
Mesaj konusu : |

|
|
Eksarhhane
Eksarhhane, Eksarh unvanını taşıyan Bulgar başpapasının oturduğu yere verilen isimdir. Rum patrikinin işgal ettiği binaya Patrikhane dendiği gibi Bulgar ruhani liderinin bulunduğu Fener'deki yerede Eksarhhane denilirdi.
Osmanlı'da 1870 yılıdan tesis olundu. |
|
_________________
DoN't SpeEAak !!! |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|
|
Etiketler: dokuz, kâtibi, defterleri, sikkei, elviyei, umde, martalosbaşılık, zeri, kuruşu, destar, turan, mahbûb, mahsup, hasene, adaletnâme, memduhiye, 8217, modernite, tarih, kassam |
|
 |