 |
 |
|
Önceki başlık
::
Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
tubik
Moderator

Kayıt: 30 Mar 2007
Üye No: 643
Mesajlar: 11595
G. Mesaj Sayısı: 19.17
Konum: Kocaeli
Meslek: Fotoğrafçılık
|
Tarih: 26/Ekim/2007 Cum, 2:30
Mesaj konusu : |

|
|
ATATÜRK'ÜN KURUMUNA NİÇİN KARŞI ÇIKILDI?
İlginçtir; 1932'den 1983'e dek 51 yıl yaşayan, kültür yaşamımıza yüzlerce sözcük kazandıran, en önemlisi Türkçenin bilim ve sanat dili olması yolunda çalışan ve bunu başaran Türk Dil Kurumu'na karşı çıkanların başını "milliyetçiler" çekmektedir. Bilimcileri, yabancı dilcileri de şaşırtan bu durumu açıklamak gerçekten zordur. TDK'ye karşı oluş, Atatürk'ün ölümünden sonra, 1950'ye dek gizli gizli sürdürülmüş, 1950'den sonra örgütlü bir dirence dönüşmüştür. TDK'ye karşı olanlar, aslında dilin yenileşmesini önlemeye çalışmışlardır. Bu kesime göre dil devrimi dili yozlaştırma, soysuzlaştırma, yoksullaştırma eylemidir. Dahası bu eylem, kuşaklar arasında kopukluk yaratmakta, yeni türetilen "uydurma" sözcükler, geçmişle bağımızı koparmaktadır. Bu eylemin yandaşları solcu, bunları barındıran TDK de solcuların kalesidir, öyleyse bu kale yıkılmalı, solcular dağıtılmalıdır. Çünkü uydurukçu, solcular dile "müdahale" etmiştir, "dile müdahale olmaz", dil kendi akışı içinde gelişir, öyleyse geçerli olan "yaşayan Türkçe"dir. Yaşayan Türkçe, aynı zamanda dinsel bir anlam taşımaktadır; bir başka deyişle 1950'den sonra yükselişe geçen "Türk İslam sentezi"nin anlatım biçimidir. Atatürk'ün Türk Dil Kurumu, tam yarım yüzyıl bilimle, sanatla, dünya ve Türkiye'deki gelişmelerle çelişen bu tür usdışı (akıldışı) savların sahibi kişi ve kurumlara karşı kendini savunmak zorunda kalmıştır. Dahası birileri "hostes"i, "gökkonuksal avrat", "sigara"yı "dumansal tütüngeç...." diye gülünçleştirmiş, kendi diliyle alay eden, dilini aşağılayanların bu saçmalıkları TDK'ye mal etmiştir. Yazık ki 2000'li yılların gençleri, dahası bakanları, milletvekilleri bu masallara inanmaktadır. TDK'nin hiçbir zaman bu türden türetmeleri olmamıştır. Hiç kimse, hiçbir TDK yayınında böylesi türetmeler bulamaz. Yine birileri Atatürk'ün dil devriminden caydığını sözümona kanıtlamak için "Güneş Dil Kuramı’nı öne sürmektedir.
ATATÜRK, TÜRK TARİH VE DİL KURUMLARININ AKADEMİ OLMASINI MI İSTİYORDU?
1983'te kurumlar kapatılırken ve sonrasında, kurumları kapatma gerekçesi olarak öne sürülen bir sav da Atatürk'ün bu kurumları gelecekte akademi yapacağıydı. Bunun için de ulu önderin 1 Kasım 1936'daki Meclisi açış konuşması örnek verilmektedir:
"(...) Bu ulusal kurumların az zaman içinde, ulusal akademiler durumunu almasını dilerim. Bunun için çalışkan tarih ve dil bilimcilerimizin, dünya bilim alemince tanınacak özgün yapıtlarını görmekle mutlu olacağım."
Atatürk, 1 Kasım 1937'de yine Kamutay’ı (TBMM'yi) açarken, bu kez "Türk Tarih ve Türk Dil Kurumlarının, Türk ulusal varlığını aydınlatan çok değerli ve önemli birer bilim kurumu niteliği aldığını görmek, hepimizi sevindirici bir olaydır." demekte, ama dil gericileri bu konuşmayı duymazdan gelmektedir. |
|
_________________
DoN't SpeEAak !!! |
|
|
|
|
tubik
Moderator

Kayıt: 30 Mar 2007
Üye No: 643
Mesajlar: 11595
G. Mesaj Sayısı: 19.17
Konum: Kocaeli
Meslek: Fotoğrafçılık
|
Tarih: 26/Ekim/2007 Cum, 2:30
Mesaj konusu : |

|
|
ATATÜRK’ÜN KURUMU SÜREKLİ SUÇLANMIŞTIR :
Türkçeye yeni sözcükler, kavramlar kazandıran, yüzlerce betik yayımlayan Türk Dil Kurumu, bu yarım yüzyıl içinde dil devrimi karşıtlarınca sürekli karalanmış, türlü saldırıları göğüslemek zorunda kalmıştır. TDK, türlü suçlama ve saldırılardan, Atatürk'ün açtığı yoldan yürüyerek, ulu önderin başlattığı devrim ülküsünden sapmayarak kendini korumuştur. TDK'nin özerk bir dernek olması, tüzelkişilik taşıması, onun, siyasal iktidarlardan olumsuz anlamda etkilenmesini de engellemiştir. Ancak dil devriminin geçmişle bağları kopardığını, dilde devrim olamayacağını, eski sözcüklerin yerine yenilerinin geçmesinin "tasfiyecilik" sayılacağını ileri sürenler, 51 yıl boş durmamıştır. Türk Dil Kurumu'nun amacına, çalışmalarına yönelik saldırılar, özellikle 1950'de iktidara yerleşen Demokrat Partinin (DP'nin) güçlenmesiyle boyutlanmıştır. 1932'den 1950'ye dek Milli Eğitim Bakanları TDK'nin onursal başkanıydı; bu durum, TDK'nin tüzüğüne Atatürk döneminde geçmişti. Milli Eğitim Bakanlarının TDK'nin onursal başkanı olması, TDK ile eğitim kurumları arasında bağ kurulması içindi. DP'nin iktidarının ilk Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri, kurumun başkanlığını reddetmiş, bunu TDK yönetimine de bildirmiştir. Bunun üzerine TDK, 1951 Olağanüstü bir kurultayla tüzüğünü değiştirerek, Milli Eğitim Bakanlarının "onursal başkanlığı" maddesini kaldırmış, karşıdevrimcilerin TDK'ye yönelik saldırıları da bu tüzük değişikliğinin niçin yapıldığı göz ardı edilerek yoğunlaşmıştır. DP'nin dil devrimini hiç benimsememesi, dil devrimine karşı olanları desteklemesi, başka eylemleriyle de belgelenmiştir. DP, 1932'den 1950 Haziranına dek Türkçe okunan ezanı yeniden Arapçaya çevirmiş, Anayasanın adını ve dilini değiştirmek için türlü girişimlerde bulunmuş, Türkçe sözcüklere savaş açılmıştır.
ATATÜRK'ÜN TÜRK DİL KURUMU'NDAN DİL DERNEĞİ'NE (1932-83/ 1983-87) :
Atatürk'ün Türk Dil Kurumu, ulu önderin saptadığı amacından hiç sapmamış, karşıdevrimci bütün saldırıları bilimsel ve sanatsal üretimiyle, aydınların desteğiyle göğüslemiştir. Dil devrimi tartışmaları genellikle bir avuç sözcük üzerinde yoğunlaşmış, dil devrimiyle kazanılan sözcükleri kullananlara türlü çeşit eleştiriler yöneltilmiştir. Gelgelelim dil devrimini ve devrimcileri eleştirenler de devrimin kazanımlarıyla konuşup yazmaktadır. Bu durum, dil devrimiyle yenileşen Türkçenin gücünü kanıtlamaktadır.
Dilbilimci Doğan Aksan, "Tartışılan Sözcükler" adlı yapıtında (TDK Yayınları, Ankara, 1976), 1932'den 1970'lerin sonuna dek tartışma konusu yapılan sözcükleri teker teker ele almıştır.
"Amaç, bağımsızlık, belleten, boyut, doğa, doğal, düşün, egemen, egemenlik, eleştirmek, eşit, evren, ezgi, genel, gereksinme, içerik, ilginç, imge, kapsamak, karşıt, koşul, neden, nesnel, okul, olanak, olasılık, onur, ortam, önerge, örneğin, örnek, özel, özgür, özgürlük, saptamak, simge, somut, sorun, soyut, sözcük, toplum, umut, uzman, yanıt, yapıt, yeğlemek, yinelemek, yönerge…" gibi sözcükler, zaman zaman resmi kurumların, örneğin Milli Eğitim Bakanlığı'nın, TRT'nin yasak dizelgelerine (listelerine) girmiştir.Bugün bu sözcüklerle birlikte dil devrimiyle kazandığımız yüzlerce sözcük, hiçbir yasak, hiçbir sınır tanımadan yasakçıların dilinden de duyulmaktadır. Yabancı sözcüklere, özellikle Arapça ve Farsça kökenli olanlara gösterilen hoşgörüyü, sahiplenmeyi, Türkçe sözcüklere göstermemek, kuşkusuz dil bilinci yoksunluğudur, dili siyaset aracı yapmaktır. Atatürk'ün Türk Dil Kurumu, toplumun dil bilincinin kökleşmesinde önemli rol oynamıştır.
1983 güzünde Atatürk'ün Türk Dil Kurumu, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu içine alınarak, tüzelkişiliği sona ermiş, Başkanlığa bağlı bir devlet dairesi olmuştur. Hukukçuların diliyle Atatürk'ün kurumları kapatılmış, yerine eskisiyle ad benzerliği olan yeni bir yapı çıkmıştır.
Türkiye'nin, 12 Eylülden sonra olağanüstü koşullar içinde, hukukun üstünlüğü açısından hâlâ tartışılan kimi sıkıntılar içine itildiği düşünülürse, kurumların kapatılması da doğal olarak birçok tartışı yaratmıştır. İşte 22 Nisan 1987'de kurulan Dil Derneği, Atatürk'ün başlattığı dil devrimini sürdürmek, eski kurumun işlevini yüklenmek için kurulmuş ve ülkenin bütün aydınlarının desteğini almıştır.
Dil Derneği |
|
_________________
DoN't SpeEAak !!! |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|
|
Etiketler: konusu, gereksinme, sözcüklerin, çevirmiş, demokrat, yapı, yapıt, kazanılan, bilimsel, onun, tüzüğüne, düşün, tdk, kuşkusuz, bu, kazanımlarıyla, yapıtında, devrimini, gösterilen, sözcüklerle |
|
 |