 |
 |
|
Önceki başlık
::
Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
tubik
Moderator

Kayıt: 30 Mar 2007
Üye No: 643
Mesajlar: 11595
G. Mesaj Sayısı: 19.17
Konum: Kocaeli
Meslek: Fotoğrafçılık
|
Tarih: 11/Ağustos/2007 Cmt, 7:42
Mesaj konusu : |

|
|
Surre Altını
II. Mahmut'un 15. ve 16. cülus senelerinde (1822-1823) basılan altın paraların halk arasıdaki ismi. Bunlardan birinde "Dar-ül hilâfe-tül aliyye" ötekisinde "Dar-ül hilâfe tüs-seniye yazılı olmas münasebetiyle Dar-ül hilâfe altını da denirdi.
Sınıf savaşı
Sınıf savaşımı, Marksist sınıf teorisinde ve Tarih anlayışında, sınıflar arası ilişkilerin egemen hali olarak tespit edilir. Marksist tarih anlayışına göre, sınıf savaşımaları, yalnizca belirli bir andaki toplumsal sınıflar arasındaki çatışma değildir, aksine o tarihin motorudur, yani tarihsel gelişmenin ve ilerlemenin dayanağı ifadesini sınflar arasındaki savaşımda bulur. "Tarih sınıf savaşımlari tarihidir" Marksizmde esas olarak.
Her ilerici sınıf, belli bir aşamada gericileşir ve çıkarları mevcut olanın korunmasında ifadesini bulur. Bu kaçınılmaz olarak böyledir Marksist teoride, çünkü tarihin ilerlemsinde, maddi yapı bu egemen sınıfın karşısına başka bir sınıf çıkarır ve bu sınıfın çıkarları mevcut sistemin aşılmasında ifadesini bulur. Marks bunun örneğini burjuvaziyi değerlendirirken açık bir şekilde gösterir.Marksizme göre burjuvazi, feodalizmi tasviye ederken devrimci, bu tasviyenin ardından kendi egemenliğini kurduktan sonra ise gerici olarak ortaya çıkar. Ancak sınıf savaşımı bitmemiştir ve onu altedecek sınıf bizzat burjuvaziyle birlikte doğmuştur; yani proletarya.
Sınıf savaşımının kaynağı sosyo-ekonomik koşullar denilen maddi toplumsal yapıdır, yani belirli bir andaki üretim ilişkileri ile üretici gücler arasındaki ilişki ve çelişkilerin toplamı. Bunun sonucunda sınıf savaşımlaının belli bir aşamasında egemen sınıf diğer sınıf tarafında alt edilir ve iktidarını kaybeder. Bu esas olarak üretimi tarzındaki değişimin bir sonucudur; bu değişim beraberinde çıkarları egemen sınıftan farklı olan yeni bir sınıf üretmektedir.
Sınıfların ortaya çıkışından itibaren, tarihi, sınıf savaşımlarının tarihi olarak anlamak gereketigini söyler Marksizm. İlkel köleci toplumdan Feodalizme, oradan kapitalizme geçildigini, bu geçişleri saglayan itici gücün, maddi ekonomik yapıya bağlı olan sınıflar arasındaki savaşım oldugu belirtilir.
Proletaryaya gelindiginde ise durum farklılaşmıştır bir bakıma.Proletarya, sınıf olarak kendi varlığını da ortadan kaldırmakta bulur gerçek çıkarlarını. Sınıflı toplumu devam ettirmek değil sona erdirmek, Marks'ın ekonomi-politik düşüncelerini takip ederek söylemek gerekirse, proletaryanın maddi-toplumsal yapıdan kaynaklanan zorunlu bir görevidir. Çeşitli marksist düşünürler (Georg Lukács, Antonio Gramsci ya da Althusser gibi) bu teorisinin açıklanmasını yapmaya çalışmışlardır. Kimi ekonomist belirlenmeci, kimi iradeci bu teorilerde sınıf savaşımı temel bir bilimsel-politik argüman olarak işlev görür. |
|
_________________
DoN't SpeEAak !!! |
|
|
|
|
tubik
Moderator

Kayıt: 30 Mar 2007
Üye No: 643
Mesajlar: 11595
G. Mesaj Sayısı: 19.17
Konum: Kocaeli
Meslek: Fotoğrafçılık
|
Tarih: 11/Ağustos/2007 Cmt, 7:44
Mesaj konusu : |

|
|
T
Turan
Turan yalnız Türkçe konuşan halklara verilen genel bir isimdir. Yakut, Kırgız, Özbek, Kıpçak, Tatar, Oğuz gibi Türk boylarını; yalnızca Türkler'i içine alan bir birliğin adıdır.
Turan halkları bilinen ilk büyük birligini Hunlar zamanında sağlamışlardır ve Pasifikten orta Avrupaya kadar uzanan bir coğrafyaya hakim olmuşlardır. Hunlar Türk, Fin, Macar, Ugur, Mancur, Mogol, Tunguz, Kore halklarından oluşan bir konfedarasyondan oluşuyordu.
Bu günkü Turan ideolojisi bu temelere dayanır. Bu ülkünün amacı ortak ortak dilleri konuşan bu halkları globalleşen dünya karşısında ayakta tutabilmek için aynı çatı altında birleştirme ülküsüdür. |
|
_________________
DoN't SpeEAak !!! |
|
|
|
|
tubik
Moderator

Kayıt: 30 Mar 2007
Üye No: 643
Mesajlar: 11595
G. Mesaj Sayısı: 19.17
Konum: Kocaeli
Meslek: Fotoğrafçılık
|
Tarih: 11/Ağustos/2007 Cmt, 7:45
Mesaj konusu : |

|
|
Türkkâri
Türkkâri, Türk sanatları ve tarzı yapılan işler hakkında kullanılan bir terimdir. |
|
_________________
DoN't SpeEAak !!! |
|
|
|
|
tubik
Moderator

Kayıt: 30 Mar 2007
Üye No: 643
Mesajlar: 11595
G. Mesaj Sayısı: 19.17
Konum: Kocaeli
Meslek: Fotoğrafçılık
|
Tarih: 11/Ağustos/2007 Cmt, 7:46
Mesaj konusu : |

|
|
V
Veraset Yasası
Veraset Yasası monarşik rejimlerle yönetilen devletlerde devlet başkanlığının belirlenen kurallara dayalı olarak, aynı soy içerisinde başka birisine geçmesidir. |
|
_________________
DoN't SpeEAak !!! |
|
|
|
|
tubik
Moderator

Kayıt: 30 Mar 2007
Üye No: 643
Mesajlar: 11595
G. Mesaj Sayısı: 19.17
Konum: Kocaeli
Meslek: Fotoğrafçılık
|
Tarih: 11/Ağustos/2007 Cmt, 7:48
Mesaj konusu : |

|
|
Y
Yazılı Mahmudiye
Yazılı Mahmudiye, halk arasında II. Mahmud zamanında basılan paralar hakkında kullanılar tabir.
Resmi vesikalarda Atik Rumî, Cedid Rumî şeklinde geçer.
Yeniçeri Kazanı
Yeniçerilerin yemeklerinin pişirildiği kazan. Yeniçerilerce bu kazanlar değerli görüldüğü gibi ayaklanmalarında da sembolik bir rol üstlenirdi ve beraberlerinde Atmeydanı'na kadar götürürlerdi.
Yirmilik Altın
II. Mahmud'un 26. saltanat yılında (1833) basılan altın sikke. I. Mahmud devrinden basılan altın gibi buna da "Mahmudiyye" denmiştir. 1.5 dirhem ağırlığında ve 23 ayardı. Nısfiyeleri yani yarımları da vardı. Bunların kenarlarında çiçekli su bulunurdu.
Yirmilik altın yabancılarla yapılan alışverişlerde esas kabul edilirdi. Eski Ceza Kanununda nakit ceza hükümleri de bununla belirtilirdi. |
|
_________________
DoN't SpeEAak !!! |
|
|
|
|
tubik
Moderator

Kayıt: 30 Mar 2007
Üye No: 643
Mesajlar: 11595
G. Mesaj Sayısı: 19.17
Konum: Kocaeli
Meslek: Fotoğrafçılık
|
Tarih: 11/Ağustos/2007 Cmt, 7:50
Mesaj konusu : |

|
|
Z
Zer-i Kamertab
Osmanlı zamanında kullanılan altın paralardan birinin adıdır. Üzerinde ay resmi bulunduğu için bu ismi almıştır.
Zer-i Mahbub
Sultanül berreyni ve Hakanül bahreyni. Essultan ibnis. Essultan.Tuğra, duribe fi Kostantiniye 1115 (1703)Osmanlı döneminde kullanılan altın paralardan birinin adıdır. 1787'de 3.5 kuruş rayiç konulmuştu.
Zer-i Mahbûb
Osmanlı Devleti'nde kullanılan yaklaşık 2,6 gr ağırlığında bir altındır. Akçe olarak değeri 330 akçedir. Ancak ferman ile zer-i mahbûbun, 300 akçe üzerinden hesaplanması ve ona göre verilmesi istenmiştir. |
|
_________________
DoN't SpeEAak !!! |
|
|
|
|
rohan56
Üye

Kayıt: 05 Eyl 2007
Üye No: 4,623
Mesajlar: 105
G. Mesaj Sayısı: 0.24
Konum: Siirt
Meslek: Öğrenci
|
Tarih: 07/Ekim/2007 Pzr, 10:24
Mesaj konusu : |

|
|
PAYLAŞIM İÇİN SAOL |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|
|
Etiketler: saol, İÇİn, paylaŞim |
|
 |