Okyanus dalgasında ölümlü bakışlarıyla geride bıraktığın tüm aşkları selamlıyor musun hala?
Güzel şeyler yazıyorum...
-İnanılmaz, dinlemek isterim..
Bak! yine sessizce kollarını kapadın batan güne... Gece seninle güneşi koynuna alıyor ve aydınlıklar usulca geceye sokuluyor..
bir gün bitirirsem dinlersin... oysa çığlıkların içindeki sessizliklerim konuşur en çok benim..
Keman tellerinde kendini asan acılara sahip olmak! ve sana, bana, bize en çok yakışan, dilsiz öpüşleri hiç dokunmamışçasına, notaların çizgilerinde hapsetmek...
Bunu kesin senden duymalıyım. Ne zaman birlikte olacağız?
Şarap..
Müzik..
Biliyorsun bunun zamanı sana ait; sorun değil şu malum sorun… Otururuz senin odanda, şekilci değilimdir ben.. Yanımda olacaksın işte..
'Akşam sesini duyurur musun bana telde?
hayat...
seni sevmeme engel değil ve umarım senin de beni..'
Ben seni seviyorum; yalnız anlayamadığım bir şey daha var ki; o da bugüne kadar engel mi vardı?
'engel...
hayat her şeye engel.'
Engeller var; ama bazı engeller var ki, onlar bizimle oluşurlar... Hayatın engeli mi senin engelin mi? Burası önemli..
'haklı olmadığını söylemeyi isterdim..'
Seni geniş zamanla seviştiren geçmişten biraz uzaklaştırmak lazım bana kalırsa...
'uzaklaştır o halde.. Birbirimizi birbirimizden uzaklaştıracak şeyler olmasın...'
Sen, sebepsizliğinle yaşayabilecek bir güçle varsın hayatımda... Bazı şeyler için konuşmak ve bazı şeyler için uzun zamanlara gerek yoktur.. En büyük zaman çalan şey aslında ruhlarımız, düşlerimiz... Seni tanıyanlar nedense hep bir "sen" deşifrasyonuna başlıyorlar... Yani yıkımların yarattığı şey sanki bir "tanım" koşturmacasından başka bir şey değil..
'doğru...'
Herkesin hoşuna gider, savaş sonrası o meydana dönüp bakmak ve zaferini görmek... Ölüler ve yerde yatan yaralılardır en çok da bir savaşın gerçekleştiğini gösteren.. Ama bazen de bir şehrin balkonundan, belki çok soğuk bir gece ya da çok sıcak bir gece, palyaço elbisesini yıldızlara karşı giyen adamın sol alt makyajının deli gibi aktığını hiç kimse bilmeyebilir.. Yani …'m, bazen birisinin öyle ya da böyle varlık sebebi; ya da o zaman içinde birilerinin hayatındaki varoluşu bile anlamlıdır...Yeter şarttır. Beklentilerin ve günlük kaygıların kucağına düşmeden..
Saat 17:55, Perşembe.. Düşünsene ne kadar çok kelime sıkışıp kalmış ikimizin arasında, söylenilmemiş. Hangi şehir sessizliklerimizi bozacak dersin? Ya da öteye beriye savurduğumuz yenilgilerimizi, ikimizden kim toparlayacak vakti çizilmemiş gecede?
'bunları senden duymak farklı bir anlam..
aslına bakarsan..'
Sessiz ol ne olur... Ayak uçlarındaki sızlanmayı bir tek ben duyayım. Göğsündeki ölümlü geceleri bir tek ben göreyim. Resmiyetsiz sözcüklerimiz olsun. Seyircisiz bir ömrümüz...
Ben şu koltukta oturuyorum, içindekileri topladığın zaman seni orada bekliyor olacağım.. Kumsaldaki ayak izlerini, bavula yerleştirdiğin bütün o havluları, kırışmış yatak örtülerinde hapsettiğin tütün kokusunu ve sabırsız dünlerini katla gel!
Hadi, bu defa seyircisiz olsun...
ve bu defa biz sadece bizi izleyelim tek nefeste...
_________________ Sana kundağında gözleri yumuk aşklar getirdim.
Aşk bilip bendeki her hayalini,
Her hayalinde bana seslenen sevdalarından geçtim.
…
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız