Hagayret.Net Forum Ana Sayfa » Genel» Sağlık

Sayfa 1, 2, 3, 4, 5, 6  Sonraki | Tümü 

Nöroloji ve Beyin Cerrahisi



Yeni başlık gönder  Başlığa cevap gönder
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
bydublor
O Şimdi ASKER!
O Şimdi ASKER!



   Kayıt: 15 Ekm 2006
   Üye No: 9
   Mesajlar: 17851
   G. Mesaj Sayısı: 21.88
   Konum: Yurt Dışı
   Meslek: Bahçe Düzenleme
   
Tarih: 12/Kasım/2006 Pzr, 8:52
MesajMesaj konusu : Nöroloji ve Beyin Cerrahisi

Alıntıyla Cevap Gönder


Bazı Beyin Cerrahi Hastalıkları
Bel Fıtığı

BEL ANATOMİSİ:

- Omurgada boyun, sırt ve bel bölgesinde 3 adet doğal eğrilik (kavis) vardır.

- Bu eğrilikler sayesinde omurgamız üstüne düşen yük miktarını en aza indirir ve esnek bir biçimde hareket edebilir.

- Bel bölgesi 5 adet omur ve sakrum(sağrı) kemiğinden oluşur.

- Omurlar üst üste gelerek; içinden omurilik ve sinirlerin geçtiği omurga kanalını oluşturur.

- Omurga omuriliği ve sinirleri korur; vücudumuzun hareketini sağlar.

- Omurlar birbirlerine önde "disk" dediğimiz yastıkçıklar, arkada "faset" eklemleri ile tutunurlar.

- Diskler aslında omurların birbirine sürtünmesini engelleyen jöle kıvamında amortisörlerdir.

- Disklerin görevi yürüme, oturma, yük kaldırma sırasında oluşan sarsıntıları emmek, omurların üzerine düşen yükü eşit olarak azaltarak, ağırlığı dengeli biçimde alt seviyelere iletmektir.

- Omurlar birbirlerine arkadan iki adet faset eklemi ile tutunur.

- Faset eklemleri vücut yükünün % 5-20' sinin taşınmasından sorumludur.

- Kötü kullanıma bağlı yük miktarı arttırılırsa faset eklemlerinde zamanla bozulmalar ve ayrılmalar oluşur.

- Her disk iki bölümden oluşur: sağlam liflerle örülmüş dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölüm.

- Sağlam dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölümü korur ve esnek hareketi sağlar.

- Omurga bu oluşumlar dışında bağlar ve kaslar tarafından desteklenir. Bağlar, diskleri ve omurları yerinde tutan sağlam şeritlerdir.

- Kaslar ise hareketi denetler, omurgayı destekler ve sağlamlık kazandırır.

- Omurilik beyinimizin verdiği emirleri vücudumuzun diğer bölümlerine taşınmasından sorumludur.

- Omurilik üst bel bölgesinde sonlanarak bacak kaslarına, idrar kesesine, cinsel organlara giden sinir dalları verir.

- Bu sinirler bacağın hareketini, hissini, idrar çıkarma, dışkılama ve cinsel fonksiyonunuzu sağlar.

Nedenleri:

Kötü Duruş, Beli Kötü Kullanma:
Uzun süre aynı pozisyonda durmak belinizin en büyük düşmanıdır. Günlük hayatta bel mekaniğine uygun olmayan her yanlış hareket veya kötü duruş belinizde yıpranmaya neden olacaktır.

Bel Tutulması, Kas Spazmı:
Genellikle beli destekleyen kasların veya bağların aşırı gerilmesi veya kopmasıyla oluşur. Ağır bir şey kaldırmak, atlamak, düşmek ve spor aktivitesi bel tutulmasına neden olabilir. Vücudun buna cevabı ağrılı kas spazmıdır. Mevsimsel ısı değişimleri, rüzgar ve hava akımı kas spazmını arttırır.

Bel Fıtığı, Disk Kayması:
Her iki bel omuru arasında yastık görevi yapan jölemsi kıkırdak dokunun kayması veya taşmasıdır.
Bu kıkırdak parçası belden çıkarak bacağımıza, ayağımıza giden sinire baskı yaparak ağrıya ve SİYATİK şikayetlerine sebep olur.
Öksürmekle, ıkınmakla, hapşırmakla bel ve bacak ağrısı artar.
Hastaların çoğu yatak istirahatı, ilaç tedavisi ile şikayetlerinden kurtulur.
Sinir ve omuriliğe bası devam ederse; bacak kaslarında kuvvet kaybı, his kusuru, reflekslerde azalma, idrar tutamama gibi şikayetler oluşabilir.
O zaman tedavi cerrahidir.


Omurga Kanalında Daralma (Darkanal-Omurga Stenozu):
Omurilik ve sinirlerinin geçtiği kanalların daralması, sinirleri sıkıştırması ile oluşur.
İleri yaşlarda özellikle belli bir mesafe yüründüğünde bacaklarda ağrı, uyuşma ve topallama ile kendini gösterir.


Omurlarda Kayma (Spondilolistezis) ve Biçim Bozuklukları:
Bel omurlarının birbirlerinin üzerinden kaymasıyla karakterize "Spondilolistezis" de bel ağrısı sebebidir. Hareketle ağrı artar.
Ayrıca beldeki eğrilikler (skolyoz), düzleşmeler (lordoz), beldeki açıklıklar (spina bifida), fazla veya eksik bel omuru (lumbalizasyon- sakralizasyon) bel ağrısı nedeni olabilir.


Gerilim, Stres, Sigara:
Bel ağrısını arttıran ve kronikleştiren en önemli sebeptir.Ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunlarınız bel ağrısını attırır.
Gülmek, çalışmak, sosyal uğraşılar ve hayata bağlılık bel ağrısına karşı en önemli silahımızdır.
Sigara içenlerde bel bölgesine giden damarlarda tıkanıklıklar oluştuğundan diskte harabiyet daha hızlı, kemikte iyileşme daha geç olur.


Fazla Kilo:
Belimizin taşıdığı yük miktarını artırdığı için sakıncalıdır.


Kireçlenme-Osteoartirit:
Yaşın ilerlemesi ile kemik yapıda, bağlarda ve disklerde yıpranma başlar.
Kemik kalsiyum içeriğini kaybeder ve daha kolay kırılır.
Bunu engellemek için vücut doğal tepkisi olarak bu yıpranmış dokuları kireçlendirir ve buraları hareketsiz kılmak ister.
Oluşan yeni kemikçikler, taşlaşmış bağlar ve daralmış disk mesafeleri sinirlere bası yaparak sırt, bel, bacak ve genel vücut ağrısına sebep olabilir.


Osteoporoz, Kemik Erimesi:
Osteoporoz temel olarak kadın hastalığıdır.Kemiklerde kofluğa ve yumuşamaya yol açarak kolay kırılmaya ve dolayısıyla ağrıya sebebiyet verir.
Beslenmede kalsiyum ve D vitamini eksikliği, hareketsiz yaşam, erken menopoz, aşırı alkol tüketimi, sigara, kortikosteroidler osteoporoz riskini arttırır.


Romatizma:
Vücudun bağışıklık sisteminin kendi öz hücrelerine savaş açması sonucu gelişir. Omurgadaki normal kemik ve kıkırdak dokuları hasara uğrar.
Romatoid Artrit, Ankilozan Spondilit gibi hastalıklar eklemlerde ağrı ve şişmeye sebebiyet verir ve günlük hareketi kısıtlar.
Sabahları görülen eklem sertliği ve tutulmalar romatizmal hastalıklar için uyarıcıdır.


Risk Faktörleri
Hareketsiz iş ve yaşam düzeni olanlar. (Büro işi vb.)
Ağır kaldıranlar, eğilme-bükülme hareketini yanlış yapanlar.
Uzun süreli araç kullananlar. (Şoförler vb.)
Doğuştan belinde kayma olanlar.
Fazla kilolular, oburlar.
Zayıf bel ve karın kasları olanlar.
Vücut mekaniği ve duruşu bozuk olanlar.
Ortası çukurlaşmış yataklarda uyuyanlar.
Hamileliğin son aylarında olanlar.
Yüksek riskli sporlarla uğraşanlar. (Halter, kürek vb.)
Sigara içenler. (Sigara disklerin beslenmesini bozar)
Ruhsal ve duygusal gerginlik yaşayanlar. (Stres, Depresyon)
RİSK ALTINDADIRLAR

Konservatif Tedavi


Yatak istirahatı: 4-7 gün ortopedik bir yatakta dizler hafif karına doğru çekik şekilde yatak istirahatı idealdir.
Uzun süre yatmak kasları zayıflatır, iyileşme süresini geciktirebilir.

Ağrı Kesiciler: Ağrıyı azaltır.

Anti-Enflamatuar İlaçlar: Belde enflamasyonu önleyerek ödemi çözer ve ağrıyı keser.

Kas Gevşetici İlaçlar: Kas spazmını çözer, sinir iritasyonunu azaltır.

Anti-depresanlar: Bel ağrısı tedavisinde ilk tedavi seçeneği değildir. Mutlaka kronik dönemde ve doktor denetiminde kullanılmalıdır.

Fizik tedavi: Bel ağrısında ilk 48 saatte soğuk uygulaması ödemi azaltırken, geç dönemde sıcak uygulaması kas spazmını ve oluşmuş ödemi çözer. Masaj, Hidroterapi (su tedavisi), Ultrason, Elektrikli Sinir Dalgaları (TENS) diğer tedavi yöntemleri olup mutlaka uzman kişilerce uygulanmalıdır.

Bel Kuşakları ve Korseler: Takılan bel kuşakları hatırlatıcı olması sebebiyle bel hareketlerinin daha dikkatli yapıldığı kesindir. Ayrıca beli sıcak tutar. Korse uygulaması genel olarak psikolojik destek ve ameliyat sonrası iyileşme evresinde kullanılması dışında önerilmemektedir. Korse uygulaması vücudun doğal korsesi olan kasları güçsüzleştirmekte, bu da iyileşmeyi geciktirmektedir.

Omurgaya El ile Müdahale, Bel Çektirme (Şiropraksi):
Bu müdahale şeklinin nasıl yararlı olduğu bilinmemektedir. Ancak bel ağrılı çok sayıda hasta bu yöntemin üstünlüğüne inanmaktadır.
Ciddi bel fıtığı, romatizma yakınmaları, tümör, enfeksiyon gibi ciddi rahatsızlığı olanların uzak durması gerekmektedir. Düzeltmek adına sonuç daha da kötü olabilmektedir.

Enjeksiyon Tedavisi: Ağrıya neden olan yeri bulup oraya ağrı oluşumunu engelleyen ilaçlar verilebilir. Tedavi dışında tanı koymakta da yardımcıdır.

Akupunktur, Biyolojik Geri İletim (Biyoenerji): Kısa süreli düzelme sağlamakla birlikte bel ağrılarının önlenmesi ve iyileşmesindeki etkisi kanıtlanamamıştır.

Eğitim (Bel Okulları, İş Ortamı): Bel okulları günlük hayatta yanlış bel hareketlerini tanıtarak pratik bilgiler verir. Belimizin güçlü ve hareketli olması sağlanır. Çalışma şartlarının ve iş ortamının beli koruyacak şekilde iyileştirilmesi hedeflenir.

Gerginliği- Stresi Azaltma ve Egzersiz: Gerginlik- stres belimizin en önemli düşmanıdır. Yasaklar, iş ortamının stresi, biriken borçlar, aile kavgaları ve ekonomik sorunlar gerginliği her zaman arttırır. Stres ve gerginlik kaslarımızın kasılmasına sebep olur. Yaşam biçimimizde gerginliği azaltma yollarından birkaçı şunlardır:
Düzenli egzersiz
Tatil
Sauna / Jakuzi / Kaplıca
Masaj
Yoga / meditasyon
Hobiler
Sosyal uğraşılar
Güzel sanatlar
Uygun ilişkiler, motivasyon

BEL EGZERSİZLERİ

Egzersizler; bel ve omurganın zayıf kaslarını güçlendirir.
Mekanik yüklenmeyi azaltarak, hareket kabiliyetini arttırır.
Yanlış postürü ve duruşu düzeltir.
Ağrıyı azaltır.

GENEL İLKELER
Egzersizler düzenli olarak her gün yapılmalıdır. Devamlılık olmadıkça sonuç alınamaz.
Başlangıç için sabah 15 dakika, akşam 15 dakika idealdir. Süreler daha sonra uzatılabilir.
En az iki ay devam ettikten sonra günde bir kez on dakika yeterlidir.
Her bir hareketi sabah akşam 5 kez yaparak başlayın ve giderek arttırır. On gün sonunda sizin için ideal sayıya ulaşın.
Egzersizin sayısına değil, iyi yapılmasına önem verin.
Egzersiz halsizlik, kas ağrısı ve sertlik yapabilir. Bu normaldir. Bu durum birkaç gün sonra devam ediyorsa, egzersizleri çok ve hızlı yapıp yapmadığınıza dikkat edip, yavaşlayın.
Bu sertlik ve ağrılar üç hafta sonunda hala sürüyorsa doktorunuza müracaat edin.
Yatarken ve yataktan kalkarken kurallara uygun davranın.
Egzersiz esnasında en az 2 defa gevşeme pozisyonuna geçin.

Gevşeme pozisyonu
Düz bir zeminde sırt üstü uzanın, dizlerinizi bükün, baldırlarınızın altına 2 yastık koyun (yaklaşık 30 cm.) ve gevşeyin. 15 dakikalık egzersiz programında 2 kez toplam 5 dakika gevşeyin.


Yatarken, Yataktan Kalkarken
Önce yatağın kenarına yanaşıp yan dönün, bacaklarınızı karnınıza doğru çekip kıvırın, bacaklarınızı aşağıya doğru sallandırırken dirseğinizden kuvvet alarak oyalanmadan doğrulun ve oturun. Yatarken de önce oturun aynı; işlemin tam tersini uygulayın.


Boyun- Sırt Gerdirme
Gevşeme egzersizinden sonra egzersizlere ayakta yapılan hareketlerle devam edilmelidir. Baş öne ve arkaya doğru yavaşça eğilir. Daha sonra baş sağa ve sola doğru eğilir. Bu süre içinde başın dönmemesine özen gösterilmelidir

Yarı Eğilme Pozisyonu
Eller açılır ve sağ ve solda uyluk bölgesine konurken vücut öne doğru eğilir. Bu hareket sırasında sırt kaslarınızı mümkün olduğunca germeye özen gösterin.
Yan Gerdirme Egzersizi
Sol el havaya doğru kaldırılır . Sağ el uyluk bölgesine yakın tutulur ve sağ tarafa doğru yavaşça vücut eğilir. Hareketin devamında gerdirme yavaş yavaş arttırılır. Daha sonra sağ el kaldırılarak sola doğru gerdirme sağlanır. Sırtın Yere Teması
Ayakta yapılan ısınma hareketlerinden sonra hareketlere yerde devam edilir. Başlangıç için idealdir. Düz bir zeminde sırt üstü uzanın dizlerinizi bükün, ayak tabanı yere gelecek şekilde bel bölgenizi yere değdirip kaldırın. En az 10 defa yapın.


Omuz Bel Egzersizi
Sırt üstü sert bir zeminde uzanın. Sırtınızı yere temas ettirin, sonra kalçanızı ve sırtınızı yerden hafifçe kaldırın. 10 kez tekrarlayıp, gevşemeye geçin.


Diz Göğüs Egzersizi
Yatar pozisyonda bir bacağınızı kavrayarak, göğsünüze doğru yavaşça çekin. Sonra ayağınızı uzatın ve bu hareketi diğer bacağınızla tekrarlayın.
Emekleme Pozisyonu
Emekleme pozisyonunu alın, belinizi aşağı yukarı hafifçe hareket ettirin. Aynı zamanda başınızı da aşağıya yukarıya hareket ettirerek bel kaslarınızı çalıştırın. Yüz Üstü Gerdirme
Yüz üstü pozisyonda baş kaldırılıp belli bir süre bu pozisyonda durulur daha sonra gevşenir.Yüz üstü konumdayken ilk önce sol bacakdüz biçimde yukarıya doğru kaldırılır belli bir süre sonra gevşemeye geçilir. daha sonra bu hareket sağ bacak için de kullanılır.



Yüz Üstü Destekli Gerdirme
Bu kez ellerden destek alınarak vucut kaldırılır. Bu pozisyonda en az 5 saniye beklenir. daha sonra gevşenir. Yatarken Yana Dönme
Yatar pozisyonda eller başın arkasında kenetlenir, ayak ayak üstüne atılır ve sağ tarafa vücudun belden aşağısı döndürülür. 5 saniye bu pozisyonda kaldıktan sonra gevşenir ve hareket sol tarafa doğru olmak üzere tekrarlanır.



Kısmi Doğrulma
Düz zeminde yatarak dizleriniz kıvrık ve ayak tabanlarınız zemine dayalı olarak çenenizi göğsünüze değdirmeye çalışın ve ellerinizi mümkün oldukça dizlerinize uzatın 10 kez tekrarladıktan sonra gevşeme pozisyonunuzu alın. Bacak Kaslarını Germe
Sırt üstü uzanın bir bacak bükülü olarak diğer bacağınızı elinin yardımıyla kaldırıp, indirin. Aynı işlemi her iki bacağınızla da tekrarlayın.




Kimlere Cerrahi Tedavi Önerilir?

Omurgada tümörü veya apsesi olanlara,
İdrar ve dışkı denetimini yitirenlere (Kauda Eküina Sendromu), (Acil Cerrahi tedavi gerektirir)
İlerleyeci kas gücü kaybı, duyu ve refleks kaybı olanlara, (Nörolojik defisiti olanlar)
Tedaviye rağmen şikayetleri 4-6 hafta sürenlere,
Bazı tip omurga kırığı olanlara,
Omurgada Spondilolistezis (Bel kayması) veya Anormal bel hareketliliği (İnstabilite) olanlara,
Yapılan radyolojik incelemelerle (Myelogram, BT, MRI) tanısı doğrulananlara.

Cerrahi Tedavi Önerilir !!!

Cerrahi yöntemler:

Basit Diskektomi: Genel anestezi altında belin ortasına 5-6 cm'lik kesiyle cerrah omurgaya ulaşır. Kemik üzerinde bir pencere açarak sinir dokusunun yanından hasarlı diskteki jölemsi kıkırdak dokuyu çıkartır. Diskin %30'unun çıkarılması yeterlidir. Çıkan diskin yerine bir şey konulmasına gerek yoktur. Yeniden disk oluşma şansı %1'den azdır. Anestezi riski, sinir kopması, enfeksiyon, kan toplanması, geç dönemde yapışıklılık oluşması ve sakat kalma korkusu bel fıtığı ameliyatının en önemli sorunlarıdır. Bütün bu komplikasyonların oluşum yüzdesi %2'den azdır.

Mikrodiskektomi: Genel anestezi altında daha küçük bir kesi yapılır. Aynı yöntemle mikroskop yardımıyla kıkırdak dokusu çıkartılır. Nüks oranı basit diskektomiye göre biraz yüksektir. Girişim sırasında daha az travma sebebiyle iyileşmenin daha çabuk olduğu bildirilmiştir.

Endoskopik Diskektomi : Bu işlemde kesiğe gerek kalmaz. Cerrah röntgen kılavuzluğunda deriden yolladığı bir kılavuz yardımı ile hasarlı diski dışarıya çıkarmaya çalışır. Her disk hastasında uygulanamaz.

Lazerle Diskektomi: Lazer yakarak ve buharlaştırarak diski çıkartma esnasında kullanılır. Bu yakma esnasında sinir dokusu da zarar görebilir. Kısıtlı vakada ve iyi ellerde uygulanmalıdır.

Laminektomi: Omurun arkasında lamina denilen kısmın tamamı çıkartılır. Dar kanalın ve omurilik sinirlerinin görülmesi istendiğinde kullanılır.

_________________
---www.hagayret.net
---Forumda Arama Yapmadan Konu Açmayınız!
---Flood Yapmak ve Saçma Yorumlar yapmak BAN sebebidir!
---Hagayret.Net verilen linkleri kendi sunucusuda bulundurmadığı gibi Uploadınıda kendi yapmamaktadır.Linkler internetten bulunup kullanıcılara sunulmaktadır.Kaldırılması istenen link yetkililere bildirildiğinde en kısa zamanda kaldırılacaktır.
Yukarı Dön
bydublor
O Şimdi ASKER!
O Şimdi ASKER!



   Kayıt: 15 Ekm 2006
   Üye No: 9
   Mesajlar: 17851
   G. Mesaj Sayısı: 21.88
   Konum: Yurt Dışı
   Meslek: Bahçe Düzenleme
   
Tarih: 12/Kasım/2006 Pzr, 8:53
MesajMesaj konusu : 

Alıntıyla Cevap Gönder


Beyin Tümörleri . . . .

--------------------------------------------------------------------------------
BELİRTİLER:
1- Başağrısı
2- Kusma (Fışkırır tarzda)
3- Sara tarzında bayılma nöbetleri
4- İlerlemiş dönemlerde (Beyinde yerleştiği yere göre) vucudun bazı bölgelerinde felç belirtileri
5- Kişilik bozuklukları, bazı yeteneklerde (hesap yapma yazı yazma gibi) bozulma
Yukarıda sayılan şikayetler görüldüğünde hemen bilgisayarlı beyin tomografisi çekilmelidir. Tomografi ile kesin olarak görülebilir.

Beyin tümörlerini iki ana başlıkta inceleyebiliriz.

1- İyi huylu tümörler: Yavaş üreme hızına sahiptirler. Ayrıca beyin dokusundan kolaylıkla ayrılabilirler ve tümü veya tümüne yakın kısmı çıkarılabilir. Bu nedenle ameliyat sonrası sonuçları çok iyidir. Ancak, tümör iyi huylu olsa dahi, beyinde hayati önem taşıyan, hassas bölgelere yerleşmiş se sonuçlar maalesef yüz güldürücü olmaz. sol alttaki resimde normal beyni ve beynin simetrik yapısını görüyorsunuz. Üstte ise beynin sağ tarafında gelişen kötü huylu bir tümörü görmekteyiz. Yaptığı baskı ile beynin simetrik yapısını tamamen bozmuştur.

2- Kötü huylu tümörler: Çok hızlı ürerler. Çamur kıvamındadırlar. Bu nedenle ameliyatla tamamen alınamazlar. Ameliyat sonrası belli bir zaman süresi içinde tekrar büyüyerek beyine baskı yapmaya devam ederler. Kötü huylu tümörleri de üreme hızlarına göre sınıflara ayırmak mümkündür. Ameliyattan sonra 5-6 yıl yaşama şansı veren tümörler olduğu gibi 5-6 ayda yenilenerek hastanın ölümüne neden olan tümörlerde vardır.
Beyin tümörleri bazen vucudun başka bir yerindeki kötü huylu tümörlerin sıçraması neticesinde de oluşabilir. Mesela akciğer kanseri sıklıkla beyne sıçrama yapar. Genellikle de birden fazla yuvarlak halka şeklinde görülürler.Hangi tür tümör olursa olsun tedavisi cerrahidir. Cerrahi müdahale yapıldıktan sonra ışın tedavisi ve kemoterapi (ilaçla kanser tedavisi) uygulanabilir.

_________________
---www.hagayret.net
---Forumda Arama Yapmadan Konu Açmayınız!
---Flood Yapmak ve Saçma Yorumlar yapmak BAN sebebidir!
---Hagayret.Net verilen linkleri kendi sunucusuda bulundurmadığı gibi Uploadınıda kendi yapmamaktadır.Linkler internetten bulunup kullanıcılara sunulmaktadır.Kaldırılması istenen link yetkililere bildirildiğinde en kısa zamanda kaldırılacaktır.
Yukarı Dön
bydublor
O Şimdi ASKER!
O Şimdi ASKER!



   Kayıt: 15 Ekm 2006
   Üye No: 9
   Mesajlar: 17851
   G. Mesaj Sayısı: 21.88
   Konum: Yurt Dışı
   Meslek: Bahçe Düzenleme
   
Tarih: 12/Kasım/2006 Pzr, 8:53
MesajMesaj konusu : 

Alıntıyla Cevap Gönder


SİNİR KESİLMELERİ . . . .

--------------------------------------------------------------------------------
Bu bölümde el bileğindeki yaralanmalar sonucunda meydana gelen EL BİLEĞİ SİNİRLERİNİN kesilmesi anlatılacaktır.Şekilde görüldüğü gibi, el bileğinde damarlar, sinirler ve parmaklara bağlantı sağlayan kas tendonları birlikte uzanırlar. Üstelik hemen cildin altında bulunurlar ve yaralanmalara karşı korunmaları çok azdır. Acil servislerde sık rastlanan el bileği yaralanmaları intihar kastı ile el bileğinin kesilmesi veya kızgınlıkla cam yumruklayan kişilerin yaralanmalarıdır. İntihar girişiminde bulunan hastaların amacı el bileğinde bulunan atardamarı kesmektir. Ancak bu sırada damarın hemen yanında bulunan sinirlerde kesilirler. Cam kesilerinde de hem damar, hem de sinir kesilmeleri birlikte bulunur. Bu tür yaralanmalara damar cerrahisi uzmanı ve beyin cerrahisi uzmanı birlikte müdahale ederler. Şayet tendon kesileri varsa ortopedi uzmanı da müdahaleye katılır.
Acile gelen vaka hemen ameliyata alınarak öncelikle kanayan damar dikilerek kanama durdurulur. Sonra kesilen sinir uç uca getirilerek dikilir. Bu işlem sinir kesilmesinden sonra ilk 6 saat içinde yapılmalıdır. Böyle olduğu takdirde iyileşme oranı çok yüksektir. Ancak 6 saati geçen vakalarda yapılan müdahalelerde iyileşme oranı inanılamayacak kadar düşüş göstermektedir. Bu nedenle yaralanmadan sonra gelen ilk 6 saate ALTIN DÖNEM adı verilmektedir. Sinir dikildikten sonra iyileşmesi EMG denilen bir tetkikle takip edilir. EMG sinirlerin elektriksel akımlarını ölçerek yapılan bir tetkikdir.

***DİKKAT: El bileği kesilen yaralı ile karşılaşırsanız:
1-Elastik bir bandaj ile,bulamazsanız herhangi bir sert materyal ile el bileğini kanamayı durduruncaya kadar sıkınız. Ancak dikkat ediniz, bu sıkma sinirleri tamamen zedeleyecek düzeyde olmasın.Bu arada aralıklarla bandajı gevşeterek kesilmeyen diğer damarlardan ele kan gitmesini sağlayınız.Aksi takdirde uzun süreli beslenememe durumunda el kangren olabilir.
2-Derhal en yakın acil servise müracaat ediniz. Burada damar cerrahisi uzmanı müdahale ederken mutlaka bir beyin cerrahisi uzmanı ve ortopedi uzmanınında görüşlerini alınız. Özellikle ülkemizde resmi hastanelerdeki karmaşa içinde hastalar gözden kaçırılmakta ve sinir kesilmelerinin bazen farkına varılamamaktadır. Sonuçta üzücü durumların oluşmaması için mutlaka ilk 6 saat içinde beyin cerrahisi uzmanının konsültasyonunu sağlayınız.
Tedavi edilmeyen vakalarda, el fonksiyonlarını tam yerine getiremez. Eldeki kaslar erir ve pençe eli denen görüntü açığa çıkar. İlk 6 saatden sonra yapılan müdahalelerde, tam iyileşme oranı oldukça az görülmektedir.

_________________
---www.hagayret.net
---Forumda Arama Yapmadan Konu Açmayınız!
---Flood Yapmak ve Saçma Yorumlar yapmak BAN sebebidir!
---Hagayret.Net verilen linkleri kendi sunucusuda bulundurmadığı gibi Uploadınıda kendi yapmamaktadır.Linkler internetten bulunup kullanıcılara sunulmaktadır.Kaldırılması istenen link yetkililere bildirildiğinde en kısa zamanda kaldırılacaktır.
Yukarı Dön
bydublor
O Şimdi ASKER!
O Şimdi ASKER!



   Kayıt: 15 Ekm 2006
   Üye No: 9
   Mesajlar: 17851
   G. Mesaj Sayısı: 21.88
   Konum: Yurt Dışı
   Meslek: Bahçe Düzenleme
   
Tarih: 12/Kasım/2006 Pzr, 8:53
MesajMesaj konusu : 

Alıntıyla Cevap Gönder


Bazı Nöroloji Hastalıkları
Alzheimer Hastalığı . . . .

--------------------------------------------------------------------------------


Alzheimer Hastalığı Nedir?
Halk arasında yaygın olarak "bunama" diye adlandırılan demans bir beyin hastalığıdır. Alzheimer Hastalığı en sık görülen demans tipidir. Genellikle 60 yaşından sonra görülür ve unutkanlık ile başlayarak zamanla hastaların günlük aktivitelerini bile sürdürmelerine engel olacak kadar ağırlaşır.

Nedenleri nelerdir?
Alzheimer Hastalığının nedenleri hala tam olarak bilinmemektedir. Birden çok faktörün hastalığa yol açtığı düşünülmektedir. Genç yaşlarda başlayan ailevi olgularda genetik sorumluluk açıktır. Ancak 60 yaşından sonra başlayan formlar tek bir nedene bağlanamayacak kadar çeşitlilik göstermektedir. Bazı genlerin koruyucu etkisi olduğu bazılarının ise hastalık riskini arttırdığı bilinmektedir.
Riski arttıran diğer faktörler arasında ileri yaş (her ileri beş yaş grubunda hastalık iki misli daha fazla görülür), ailede Alzheimer hastalığının görülmesi (ne oranda etkili olduğu kesin bilinmemektedir) sayılabilir.

Klinik belirtileri nelerdir?
Alzheimer Hastalığı yavaş başlar, başlangıç belirtisi unutkanlıktır. Hastalar olayları, isimleri hatırlayamadıklarını farkederler. Hastaların unutkanlıkları yakınlarının da dikkatini çeker. Daha sonraları basit hesapları yapmada, okumada, yazmada zorluk çekmeye başlarlar. Başlangıç dönemindeki unutkanlıklar çok ciddiye alınmazken, bu dönemde hasta ve yakınları tıbbi çare aramaya başlarlar.

Tanı nasıl konulur?
Alzheimer belirtileri ile başvuran hastalara yapılacak radyolojik ve laboratuvar incelemeleri sonrası uygulanacak tanı kriterleri ile Alzheimer Teşhisi % 90 doğruluk ile konulabilmektedir.

Tedavisi var mı?
Hastalığın erken döneminde tedaviye başlamak çok önemlidir. Tedavi ile bazı yakınmalarda iyileşme ve hastalığın ilerlemesinde geciktirme sağlanabilir.

_________________
---www.hagayret.net
---Forumda Arama Yapmadan Konu Açmayınız!
---Flood Yapmak ve Saçma Yorumlar yapmak BAN sebebidir!
---Hagayret.Net verilen linkleri kendi sunucusuda bulundurmadığı gibi Uploadınıda kendi yapmamaktadır.Linkler internetten bulunup kullanıcılara sunulmaktadır.Kaldırılması istenen link yetkililere bildirildiğinde en kısa zamanda kaldırılacaktır.
Yukarı Dön
bydublor
O Şimdi ASKER!
O Şimdi ASKER!



   Kayıt: 15 Ekm 2006
   Üye No: 9
   Mesajlar: 17851
   G. Mesaj Sayısı: 21.88
   Konum: Yurt Dışı
   Meslek: Bahçe Düzenleme
   
Tarih: 12/Kasım/2006 Pzr, 8:53
MesajMesaj konusu : 

Alıntıyla Cevap Gönder


EPİLEPSİ. . . .

--------------------------------------------------------------------------------


EPİLEPSİ HASTALARININ YAKINLARI İÇİN BAZI ÖNERİLER
Epilepsi nöbeti; normalde vücudumuzu hareket ettiren ve duygularımızı sağlayan beyin bölgelerinin zaman zaman aktif hale gelmesiyle oluşan, beynin anormal bir reaksiyonudur.
· Hastanızın ilaçlarını düzenli almasını sağlayın.
· Hastanız nöbet geçirdiği takdirde tehlikede kalabileceği muhtemel yerlerde yalnız olmamasını sağlamaya özen gösterin (trafik, deniz, havuz, balkon gibi..)
· Nöbet esnasında yapacağınız şeyler, vücut şekli uygunsuz bir durumda ise, hastayı sırt üstü yatar pozisyona getirmek, ağzından tükrük geliyorsa onu yan çevirmektir. Birşeyler koklatma, su dökme, dişlerini açmaya çalışma gibi çabalar hastanıza yarardan çok zarar getirecektir.
· Eğer sık nöbet geçiren bir hastanız varsa, her zamankinden farklı şekilde gelişen bir nöbet geçirdiğini veya süresinin uzun olduğunu düşünüyorsanız en yakın sağlık kuruluşuna ivedilikle başvurmalısınız.
· Hastanızın takip edildiği merkez ya da doktor ile bağlantınız düzenli olmalı. İistenilenleri titizlikle uygulamanız sizin ve hastanızın yararına olacaktır.

TEDAVİ
İlk defa nöbet geçiren bir kişi hastanede gerekli incelemeleri yapılmalı ve altta yatan herhangi bir neden bulunursa (beyin tümörü, beyin damar tıkanması vb.) tedavi edilir. Büyük bir çoğunlukla altta yatan neden bulunmaz. Böyle bir durumda hastaya ilaç başlamayız. Ayrıca her nöbet geçiren kişi ilaç tedavisi alır diye bir koşul yoktur. Epileptik kişilerin kullandığı ilaçlara antiepileptik ilaç diyoruz. Antiepileptik ilaçlarda diğer ilaçlar gibi doktor kontrolünde başlanmalı ve bırakılmalıdır.

PSİKİYATRİK SORUNLAR
İlk defa nöbet geçiren bir kişi hastanede gerekli incelemeleri yapılmalı ve altta yatan herhangi bir neden bulunursa (beyin tümörü, beyin damar tıkanması vb.) tedavi edilir. Büyük bir çoğunlukla altta yatan neden bulunmaz. Böyle bir durumda hastaya ilaç başlamayız. Ayrıca her nöbet geçiren kişi ilaç tedavisi alır diye bir koşul yoktur. Epileptik kişilerin kullandığı ilaçlara antiepileptik ilaç diyoruz. Antiepileptik ilaçlarda diğer ilaçlar gibi doktor kontrolünde başlanmalı ve bırakılmalıdır.

BESLENME-UYKU
Tüm epileptiklere önerilenler öğün atlamamaları ve uzun süreli açlık döneminde kalmamalarıdır. Beslenme ile ilgili (Cola ve diğer gazlı içecekler dahil) bir kısıtlama yoktur. Kahve ve çay uykuyu kaçırdığı için uyku saatlerine yakın bu gibi uyku kaçırıcı içeceklerin tüketimini kısıtlamada yarar vardır. Çünkü biliyoruz ki uykusuzluk nöbeti tetikleyici en önemli faktörlerden biridir. Alkol alımı konusunda özellikle ergenlerde bazı sorunlar yaşanabilmektedir. Arkadaşlar arasında bira ve benzeri alkollü içkilerin içilmesi konusunda özendirme ve teşvik sözkonusu olabilmektedir. Alkol alımına nöbetin ortaya çıkışını kolaylaştırıcı bir etkisi vardır. Uyku düzeninin alınan içecekler veya ilaçlarla bozulmasıda nöbeti tetiklemektedir.

İŞ BULMA
Yapılan bir çalışmada çalışabilir durumdaki işsiz olan normal populasyondaki kişilerin sayısı %19 iken işsiz epileptiklerin ise %46 olduğu ve özellikle dirençli epilepsisi olan kişilerin %59'nun işsiz olduğu tespit edilmiştir. Bu sayıları oranlarsak epileptiklerde işsizlik oranı yaklaşık üç kat daha fazladır. İşsiz epileptiklerin, genelde kalifiye olmayan işçiler olduğu, eğitimli olanlarının da meslek okulu çıkışlı oldukları belirlenmiştir.
İşverenlerin kişinin epileptik olduğunu öğrendiklerinde genel tavırlarının değiştiği görülmüştür. İş bulma koşullarının zor olduğu bir yerde epileptik olmakla şanslarını baştan kaybettikleri izlenmiştir. İş ortamında yaralanma oranı, işe gitmeme, hastalığa bağlı iş kaybı ve iş üretimi açısından bakıldığında epileptik ile normal populasyon arasında fark olmadığı tekrarlanan çalışmalarda gösterilmiştir. Fakat toplumun epilepsiye bakışı ve epilepsi hakkındaki bilgisizlikleri devam ettiği sürece bu yüksek işsizlik oranının devam edeceği düşünülmektedir. Epileptiklerin meslek seçimi yaparken tehlikeli mesleklerden uzak durmalıdır.Özellikle kesici aletlerle uğraşmak, inşaatlarda çalışmak, her türlü araç kullanımı (araba, uçak vs..), itfaiyede çalışmak gibi. Ayrıca her ne nedenle olursa olsun epileptiklerin silah taşımaması gereklidir.

SOSYAL UĞRAŞLAR:
Tüm kronik hastalığı olanlara çevresinin uyguladığı aşırı kollamacılık, bu kişileri toplumdan izole edip yalnızlığa ve fiziksel atalete itmektedir. Epileptik insanlara güvenli bir yerde bulunması öncelikli olarak devamlı hatırlatıldığı için bu kişiler evlerinden dışarı çıkmak istemezler. Hatta evdeki iş bölümüne bile katılmadıkları ve mazeret olarak hastalıklarını öne sürdükleri görülmektedir. Norveçte yapılan bir çalışmada epileptiklerin boş zamanlarındaki sosyal aktiviteleri incelenmiştir. Birçok hastanın ailesi ile aynı mahallede oturmasına karşın en fazla haftada bir aile ve arkadaşları ile görüştükleri, evde TV izlemek, radyo dinlemek ve kitap okumayı tercih ettikleri görülmüştür. Sosyal olanakların en iyi olduğu ülkelerden birisi olması, parasal sorunların olmamasına karşın epileptiklerin her türlü sosyal faaliyetlerden kaçındıkları görülmüştür. Neden olarak o aktiviteye karşı ilgilerinin olmaması, aldığı antiepileptik ilaçların yarattığı yorgunluk , nöbet geçirme korkusu, öğreneceği yeni bir aktivite sırasında kendine eşlik edecek kimsenin olmayışı vb. ileri sürülmüştür. Grubun büyük kısmı, inaktif yaşamı sevmediklerini daha aktif olmak istediklerinin belirtmişlerdir.
Sosyal aktiviteler arasında ışığa duyarlı nöbeti olanlar TVyi uzaktan seyretmeli. Güneşli havalarda şapka ve koyu renkli güneş gözlüğü ile dışarı çıkmalıdır.
Hastalarımız ve ailelerinin en çok sordukları soru 'Spor yapabilir mi?' dir. Epileptik kişinin hiperventilasyon ile ortaya çıkan dalma nöbetleri yoksa spor yapabilir. Atletizm, basketbol, voleybol, futbol vb. sporları yapabilirler. Yüzme konusunda, sahilden fazla uzaklaşmamak ve yanında yüzmeyi bilen bir yakını ile beraberse izin verilebilir. Pilotluk, dalgıçlık, tüple dalma, dağcılık gibi tehlikeli sporları yapmamalıdır. Bisiklete kask ile binmelidir. Genelde (kişisel gözlem) epileptik hastaların çoğunluğunun spora istekli gibi görünüp, sporu hiç denemediği veya başlasa da çabuk bıraktığı görülmüştür.

DOĞURGANLIK:
Doğurganlık oranı normale göre daha düşük olduğu bildirilmektedir. Epileptik kişinin doğurganlığının düşmesine neden olan faktörler, çocuk yapmama kararı alınması, azalmış cinsel istek, ve endokrin bozukluklar olabilir. Epileptik kadınlarda, düşük yapma oranı normal populasyondan farklı değildir, fakat adet bozuklukları sıktır. Doğum kontrol ilaçları, epilepsi nöbetlerini arttırmaz. Bazı antiepileptik ilaçlar, doğum kontrol ilaçların etkinliğini azaltırlar, istenmeyen gebeliğe ve ara kanamalara neden olurlar. Örnek olarak Doğum kontrol ilaçların, epileptik olmayanlardaki istenmeyen gebelik sayısı 0.7/100kadın/yıl iken bazı antiepileptik ilaçları alanlarda 3.1/100kadın/yıl olarak bulunmuştur. Bu nedenle antiepileptik ilaç seçimine göre doğum kontrol yöntemleri planlanmalıdır.

GEBELİK:
Normal toplumda %1 doğum anomalisi olurken, epileptik anneden doğan çocukların %4-6 sında majör doğumsal anomaliler görülmüştür. Majör doğumsal anomaliler, yüz anomalileri, doğumsal kalp hastalıkları, omuriliğin etrafının kemik ile kapanmamasına bağlı problemlerdir.
Gebeliğin ilk üç ayı içinde ultrasonografi ve kan tetkikleri ile %95 oranında majör malformasyon saptanır.
1986 yılında yapılan bir çalışmada gebeliklerin %40'nın plansız, %50'sinin planlı ancak doktorunun haberi olmadan meydana geldiği belirlenmiştir. Böylece oluşacak anomalileri önceden önleme şansı azalmaktadır. Bu nedenle epileptik hastaların hamile kalmadan önce doktorları ile konuşmalıdır.

ARABA KULLANIMI ve EHLİYET ALMA
Tüm gelişmiş ülkelerde epileptiklerin araba kullanımı için uymaları gereken şartlar vardır. Nöbetlerin sıklığı ve geliş zamanına göre araba kullanımına kısmi veya tam kısıtlama getirilmektedir. İngiltere'de nöbetsiz geçen 1 yıl ardından ve 3 yıl takip sonrası sadece gece nöbetleri olanlar ehliyet alıp araba kullanabilirler. Amerika Birleşik Devletlerinde eyaletlere göre değişmekle birlikte 2 yıl nöbetsiz geçen bir dönem sonrası araba kullanımına izin verilmektedir. Kanada'da 1 yıl, İtalya ve Almanya'da 2'şer yıl nöbetsiz dönem olarak belirlenmiştir. Fransa'da ise sağlık komisyonlarının takdirine göre 6 ay ile 5 yıl arasında değişen nöbetsiz dönemin olması gerekmektedir. Tüm ülkelerde, ABD hariç, yasalara karşı sorumlu olan hastalardır. Sadece ABD'de doktorlar sorumlu tutulmuştur. İlacın alınmaması, unutulması veya doz değişimine bağlı geçirilen nöbetler içinde kurallar geçerlidir ve hemen kişinin ehliyeti iptal edilmektedir. Kişi bu durumunu bildirmezse yasal yaptırım vardır. Ancak ülkemizde daha ehliyet alımı sırasında bir yaptırım yokken, ehliyetli epileptikleri yollardan uzak tutmak mümkün değildir. Ne yazık ki, özellikle eğitimli epileptik hastaların bile, ısrarla araba kullandıkları izlenmektedir. Acil olarak bu konuda yasal yaptırımların uygulanması gerekmektedir.
Türkiye'de yasanın olmaması ve araba kullanımının hasta kararına bağlı olması ne yazık ki çok üzücüdür. Şimdi sadece araba kullanan epileptik gördüğümüzde onu ikna ederek araba kullanmamasını önleyebiliriz.

EPİLEPTİKLERE KARŞI TOPLUMUN TUTUMU
Eğitimli veya eğitimsiz her düzeyde kişiden aldığımız hikayelerde çoğu defa hastaya bilimsel olmayan ilk yardımlar yapıldığı ve kronik tedavi için çeşitli ilaç dışı maddelerin denendiğini hayretler içinde öğrenmekteyiz. Finlandiya'da 2272 kişi üzerinde yapılan anket doldurma şeklindeki bir çalışmada, %95'nin epilepsiyi duyduklarını, %49'nun epileptik bir kişiyi tanıdıklarını, %45'nin bir nöbet gördüklerini, %15'nin epilepsi nedenlerine aşina oldukları, %12'sinin nöbet geçirene nasıl yardım edebileceğini bildiğini ancak %1'nin eğer bir epileptik kişi ile aynı işyerinde çalışıyorsa o işten ayrılacağını belirttikleri saptanmıştır. Bu çalışmanın sonucu olarak eğitim ve yaş ile ilgili olarak epilepsi konusunda bilgi ve ilginin doğru orantılı arttığı belirlenmiştir. Topluma epilepsinin daha iyi tanıtmının yapılmasının, bilgilendirilmesi, epilepsiye karşı toplum tutumunu belirlemede önemli olduğunu koymaktadır.

EPİLEPTİKLERİN AİLELERİ
Sadece epileptik çocuk ve gençlerin psikiyatrik sorunları olmadığı, ailelerinde de önemli oranda psikiyatrik sorunların olduğu görülmüştür. Ailede epileptik kişiye karşı tutum, annenin tavrı, epileptik çocuk veya ergen sahibi ailenin sosyal yaşantılarına getirdikleri yeni biçim vb etkileyen faktörler arasında sayılmaktadır. Bu da sadece epileptik ergenin değil, ailenin de bu konuda eğitilmesi, bilgilendirilmesinin psikososyal açıdan faydalı olacağını göstermektedir.
Bizim toplumumuzda diğerlerinde farklı ve yapıcı bir özellik vardır: SEVGİ. Hangi hastalık olursa olsun, sevgiyi hisseden kişi kendini daha emin ve güvenilir bir mekanda olduğunu farkeder. Bu pozitif desteği hiç unutmamak gerekir.
Türkiye'de epilepsi ile uğraşan hekim, Psikolog ve diğer yardımcı personel sayısı giderek artmaktadır. Bu konuya ilgi büyüktür. Bizim ülkemizde tahminen 600-700.000 kişide sara veya epilepsi var. 1973 yılından beri Türk Epilepsi ile Savaş Derneği faaliyetlerini sürdürmekte, 1994 yılından beri Epilepsi dergisini çıkarmaktadır. Epilepsi dergisi bilimsel yazıların yayınlandığı hakemli bir dergidir.
Haziran 97 yılında Uluslararası Epilepsi Ligi ve Dünya Sağlık Örgütü kampanya başlatmışlardır. Bu bağlamda Sağlık Bakanlığı ile yapılan görüşmeler sonucunda 8-14 Haziran Epilepsi ile Savaş Haftası olarak belirlenmiştir. Bu hafta her yıl Türkiye'de de çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.
Epilepsi konusunda eğitilmiş kişi sayısı ne kadar artarsa, bu hastalara karşı ön yargılarımız azalacak ve acil müdahele sırasında yapılan yanlışlara rastlanmayacaktır.

_________________
---www.hagayret.net
---Forumda Arama Yapmadan Konu Açmayınız!
---Flood Yapmak ve Saçma Yorumlar yapmak BAN sebebidir!
---Hagayret.Net verilen linkleri kendi sunucusuda bulundurmadığı gibi Uploadınıda kendi yapmamaktadır.Linkler internetten bulunup kullanıcılara sunulmaktadır.Kaldırılması istenen link yetkililere bildirildiğinde en kısa zamanda kaldırılacaktır.
Yukarı Dön
bydublor
O Şimdi ASKER!
O Şimdi ASKER!



   Kayıt: 15 Ekm 2006
   Üye No: 9
   Mesajlar: 17851
   G. Mesaj Sayısı: 21.88
   Konum: Yurt Dışı
   Meslek: Bahçe Düzenleme
   
Tarih: 12/Kasım/2006 Pzr, 8:53
MesajMesaj konusu : 

Alıntıyla Cevap Gönder


Karpal Tünel Sendromu . . . .

--------------------------------------------------------------------------------

Karpal Tünel Sendromu nedir?
Bilekte medyan sinirin sıkışmasına bağlı olarak gelişen bir hastalıktır

Medyan sinir ve Karpal Tünel nedir?
Medyan sinir, parmak ve el bileği hareketlerinden bazılarını yapmamızı ve elin iç yüzünün bir kısmının duyusunu sağlayan bir sinirdir.
Karpal Tünel, el bileğinde kemikler ve karpal ligaman denilen bir bağ arasındaki boşluktur, medyan sinir bu boşluktan geçer

Karpal tünel sendromunda belirtiler nelerdir?
Elde uyuşma ve ağrı ile karekterizedir. Ağrı ve uyuşma elde ilk üç parmağa (baş parmak, işaret parmağı, orta parmak) ve önkola yayılır. Ağrı ve uyuşmanın gece uykudan uyandırması tipiktir. İleri dönemlerde el kaslarında zayıflama başparmakta güçsüzlük (çimdikleme hareketi) ve duyu kusuru gelişir.

Nedenleri
Çoğunlukla neden saptanamazsa da romatoid artritte, artritte, kronik diyaliz hastalarında, el bileği travmalarında, hamilelik döneminde sık görülür.
Genellikle 30 yaşın üzerindeki kadınlarda ve iki taraflı olur.

Tanı
Elektromiyografik incelemede medyan sinirde iletim yavaşlaması tanıyı kesinleştirir..

Tedavi
Ağrı kesici ilaçlar ve bilek bölgesine kortizon injeksiyonu geçici rahatlama sağlayabilir. Kesin tedavi cerrahi girişim ile median sinirin karpal tünelde serbestleştirilmesidir.

_________________
---www.hagayret.net
---Forumda Arama Yapmadan Konu Açmayınız!
---Flood Yapmak ve Saçma Yorumlar yapmak BAN sebebidir!
---Hagayret.Net verilen linkleri kendi sunucusuda bulundurmadığı gibi Uploadınıda kendi yapmamaktadır.Linkler internetten bulunup kullanıcılara sunulmaktadır.Kaldırılması istenen link yetkililere bildirildiğinde en kısa zamanda kaldırılacaktır.
Yukarı Dön
bydublor
O Şimdi ASKER!
O Şimdi ASKER!



   Kayıt: 15 Ekm 2006
   Üye No: 9
   Mesajlar: 17851
   G. Mesaj Sayısı: 21.88
   Konum: Yurt Dışı
   Meslek: Bahçe Düzenleme
   
Tarih: 12/Kasım/2006 Pzr, 8:54
MesajMesaj konusu : 

Alıntıyla Cevap Gönder


Parkinson Hastalığı . . . .

--------------------------------------------------------------------------------

Giriş:
40 yaşından sonra görülürse de da en sık 55-65 yaşları arasında başlar, sıklığı 100.000 kişide 20'dir. Yirmi yaşından önce başlarsa Jüvenil Parkinson adını alır. Ailevi Parkinson Hastalığı görülürse de oldukça seyrektir.

Nedeni:
Beyindeki en önemli kimyasal maddelerden biri olan Dopaminin, beynin bazı bölgelerindeki hücresel harabiyet nedeniyle miktarının azalmasıdır.

Klinik Belirtiler:
-İstirahat tremoru: Elerde istirahat halindeyken görülen titremedir. Bazen kollar öne doğru uzatıldığı zaman da ortaya çıkar. Para sayma hareketini andıran bir titremedir. Tremor yalnızca Parkinson Hastalığının belirtisi değildir başka nörolojik hastalıklarda da görülebilir.
-Bradikinezi: Hareketlerde yavaşlama demektir. Oturup kalkma, yürüme gibi günlük aktivitelerde yavaşlama vardır.
-Rijidite: Kaslarda gerilim artmıştır. Bu nedenle hareketlerde güçlük vardır. Genellikle kollarda görülür.
- Hastalar kollarını çok az sallayarak ve hafif öne eğik pozisyonda yürür.
- Yüz ifadesinde donuklaşma görülür (maske yüz), mimikler azalmıştır.
- Konuşma alçak sesle ve monotondur.
- Yutma refleksinde zayıflama nedeniyle hastanın tükrüğünü yutması bile güçleşir.

Tedavi:
Tedavide Parkinson Hastalığında eksik olduğu bilinen levodopa verilir. Levodopanın uzun yıllar kullanılmasının da bazı yan etkileri vardır. Bunlar arasında on-off sendromu denilen motor dalgalanmalar ve diskinezi diye adlandırılan bazı istemsiz hareketler sayılabilir. Bu nedenle levodopa tedavisi çok dikkatli olarak uygulanmalıdır.

_________________
---www.hagayret.net
---Forumda Arama Yapmadan Konu Açmayınız!
---Flood Yapmak ve Saçma Yorumlar yapmak BAN sebebidir!
---Hagayret.Net verilen linkleri kendi sunucusuda bulundurmadığı gibi Uploadınıda kendi yapmamaktadır.Linkler internetten bulunup kullanıcılara sunulmaktadır.Kaldırılması istenen link yetkililere bildirildiğinde en kısa zamanda kaldırılacaktır.
Yukarı Dön
bydublor
O Şimdi ASKER!
O Şimdi ASKER!



   Kayıt: 15 Ekm 2006
   Üye No: 9
   Mesajlar: 17851
   G. Mesaj Sayısı: 21.88
   Konum: Yurt Dışı
   Meslek: Bahçe Düzenleme
   
Tarih: 12/Kasım/2006 Pzr, 8:54
MesajMesaj konusu : 

Alıntıyla Cevap Gönder


Romatizmal Kore (Sydenham Koresi) . . . .

--------------------------------------------------------------------------------

Kore nedir?
Sıklıkla elde daha az sıklıkla baş ve dilde görülen istemdışı, ani kısa süreli hareketlerdir.

Romatizmal Korenin nedeni nedir?
Akut romatizmal ateşin santral sinir sistemi komplikasyonu olduğu, A grubu streptokoklara karşı gelişen bir bağışıklık reaksiyonu olduğu kabul edilir. Romatizmal ateşi izleyen aylarda hastalık ortaya çıkar.

Kimlerde görülür?
Puberte dönemindeki kız çocuklarında daha sıktır.

Belirtileri nelerdir?
Sinsi ve yavaş olarak başlar. Çocuklarda hırçınlık, huysuzluk, huzursuzluk gibi psikiyatrik belirtiler gözlenir. Aileler çocuklarının huyunun değiştiğini ifade ederler. Daha sonra ellerde ve yüzde istemdışı koreik hareketler ortaya çıkar. Hastalar ellerini ellerini kullanmakta güçlük çekmeye başlarlar ve istemdışı hareketler nedeniyle hastaların yazı yazma, yemek yeme gibi günlük faaliyetleri aksamaya başlar. Heyecanlanma ile istemdışı hareketler artar. Dil ve ağız çevresindeki kaslardaki istemsiz hareketler nedeniyle hastanın konuşması da bozulur.

Tanı nasıl konulur?
Hastalık belirtilerin gelişimi ve muayene bulguları ile tanı kolaylıkla konulabilir. Kan tahlillerinde ASO, CRP ve sedimentasyon artışı saptanır.

Tedavi:
- İstirahat: Hastaların sessiz ve sakin istirahat ettirilmelidir.
- İlaç Tedavisi:
İstirahat ile istemdışı hareketleri önlenemeyen hastalarda haloperidol, klorpromazin ve diazepam gibi ilaçlar kullanılır. Tedaviye dirençli olgularda kısa süreli kortizon kullanılabilinir.
Romatizmal ateş tedavisi için 21 yaşına kadar penisilin kullanılır.

Ne kadar zamanda iyileşir?
Genellikle 4-6 haftada iyileşirse de bazı olgularda iyileşme 2-3 yıla kadar uzayabilir.

_________________
---www.hagayret.net
---Forumda Arama Yapmadan Konu Açmayınız!
---Flood Yapmak ve Saçma Yorumlar yapmak BAN sebebidir!
---Hagayret.Net verilen linkleri kendi sunucusuda bulundurmadığı gibi Uploadınıda kendi yapmamaktadır.Linkler internetten bulunup kullanıcılara sunulmaktadır.Kaldırılması istenen link yetkililere bildirildiğinde en kısa zamanda kaldırılacaktır.
Yukarı Dön
bydublor
O Şimdi ASKER!
O Şimdi ASKER!



   Kayıt: 15 Ekm 2006
   Üye No: 9
   Mesajlar: 17851
   G. Mesaj Sayısı: 21.88
   Konum: Yurt Dışı
   Meslek: Bahçe Düzenleme
   
Tarih: 12/Kasım/2006 Pzr, 8:54
MesajMesaj konusu : 

Alıntıyla Cevap Gönder


Serebral Palsi . . . .

--------------------------------------------------------------------------------

Spastik Kime Denir
Spastik Çocuk :
Halk dilinde ve uluslararası dilde kolayca anlaşılabileceği için, beyin hasarı olan çocuklara böyle isim vermek adet olmuştur.
Gebelikte, doğum sırasında veya doğumdan sonra çocuğun beyninde özellikle hareketleri idare eden hücrelerin hasar görmesinden olur.
Bu olaya uluslararası dilde (Celebral Palsy) "beyinden kaynaklanan hareket özürü" denir.
Bütün dünyada özürlü çocuk grupları arasında en fazla sayıdadır.
Spastik kelimesi, bu hareket özürünün türlerinden biri için kullanılır. Türlerdeki görünüş ve arızaları ayırd etmeden böyle çocukların hepsi için (Spastik) deyimi günlük konuşmalarda ve gazetelerde kullanılagelmiştir.
Spastik : Kasılı demektir.Hareketlerini istediği gibi yapmasına engel olan bir kas kasılması çocuğun özel bir görünümüne sebep olur.

Bu hasar nasıl meydana gelir?
-Gebelik döneminde geçirilen hastalıklar, özellikle döküntülü hastalıklar (kızamık, kızamıkçık), kullanılan bazı ilaçlar, düşme, çarpma ve yaralanmalar yani kazalar, kan uyuşmazlıkları,
-Doğum sırasındaki güçlükler, erken veya geç doğum, bebeğin oksijensiz kalması(asfiksi), bebeğin kaza ile bir darbe yemesi,
-Doğumdan sonraki devrede ateşli ağır beyin ve beyin zarı hastalıkları, kazalar, ağır ve uzun süren sarılık,
Çocuğun beyninde zedelenmeye sebep olabilir.

-Zedelenme beyin kabuğundaki hareket hücrelerinde olursa spastik,
- Beyin içindekihareket düzenleyici çekirdeklerde olursa Atetoit
- Beyincikte olursa Ataktik
türde beyin özürlü çocuk olacaktır

BU ÇOCUKLAR BİZİM ÇOCUKLARIMIZDIR ONLAR İÇİN NE YAPMALIYIZ
Unutmayınız ne kadar erken başvurursanız okadar çok yarar sağlayabiliriz. Uzmanların ya da sizin şüphe ettiğiniz durumlarda merkezimize veya merkezlere başvurunuz.
Oturmasını, başını dik tutabilmesini, ya da emeklemesini, yürümesini, konuşmasını beklediğiniz aylarda çocuğunuz bunları yapamıyorsa bir gelişme gecikmesi var demektir.
Böyle çocukların erkenden tedaviye alınmaları onlarda gecikmiş gelişmeyi hızlandıracak ve beceriler kazandıracaktır.
Tedavi, bu çocuklar için Rehabilitasyon ve eğitim demektir.
Rehabilitasyon kelimesini belki daha önce duymadınız,
Bu kelime öğretim ve içgüdü kazandırma metodları ile, hareket ve egzersizlerle çocuğa kötü durumunu ve hareket edemeyen organlarını nasıl kullanabileceğini öğretmek anlamına gelir.
İyi hareket ettiremediği organlarını nasıl kullanabileceğini öğrenen çocuk yeni yetenekler kazanabilir.
Vücut eğitiminin yanısıra zihinsel eğitim programları ile de yeni beceriler gelişir.
Bütün bu çalışmalar bir ekip işidir.
Bu ekip;
Çocuğunuzu eğitecek, zihinsel gelişimini ve hareket yeteneklerini artıracak uzmanlardan oluşur.( Doktor, fizyoterapist, psikolog, pedagoglar, sosyal hizmet uzmanı, spor öğretmeni, konuşma tedavisi uzmanı )
Bu uzmanlar topluluğuna, böyle bir merkezin güzel çalışması için gerekli insanları yani yöneticileri, sekreterleri, yardımcı hizmet elemanlarını, teknik bilgiye sahip uzmanları eklerseniz ne kadar önemli bir görevli topluluğuna ihtiyaç olduğu ortaya çıkar.

_________________
---www.hagayret.net
---Forumda Arama Yapmadan Konu Açmayınız!
---Flood Yapmak ve Saçma Yorumlar yapmak BAN sebebidir!
---Hagayret.Net verilen linkleri kendi sunucusuda bulundurmadığı gibi Uploadınıda kendi yapmamaktadır.Linkler internetten bulunup kullanıcılara sunulmaktadır.Kaldırılması istenen link yetkililere bildirildiğinde en kısa zamanda kaldırılacaktır.
Yukarı Dön
bydublor
O Şimdi ASKER!
O Şimdi ASKER!



   Kayıt: 15 Ekm 2006
   Üye No: 9
   Mesajlar: 17851
   G. Mesaj Sayısı: 21.88
   Konum: Yurt Dışı
   Meslek: Bahçe Düzenleme
   
Tarih: 12/Kasım/2006 Pzr, 8:54
MesajMesaj konusu : 

Alıntıyla Cevap Gönder


Sirengomiyeli . . . .

--------------------------------------------------------------------------------

Belirtileri:
Sirengomiyeli, omurilikte kist oluşumu ile karekterize olan bir hastalıktır. Kist sıklıkla omuriliğin boyun kısmında görülür, bazı olgularda beyine doğru veya bel bölgesine kadar ilerleyebilir. Kist zamanla genişler ve omuriliğin merkezi kısımlarını zedeler. Omurilik, beyin ve kollar-bacaklar arasında bir köprü görevi gördüğü için bu zedelenme sonucu vücudun çeşitli yerlerinde ağrı, his bozuklukları ve kuvvetsizlik gibi belirtiler görülür. Sirengomiyeli sıklıkla omuriliğin boyun kısmını etkilediği için kuvvetsizlik ve his bozuklukları gibi belirtiler ellerde görülür. Ağrı genellikle boyun ve ensede hissedilir. Sirengomiyeli beyine doğru ilerlerse dilde güç kaybı, yüzde hissizlik, yutma güçlüğü, konuşma bozukluğu görülebilir. Önemli bir bulgu, hastaların ellerde tuttukları bir cismin sıcaklığını anlayamamalarıdır; oysa ağrı hissi sağlamdır, bu özellik sirengomiyeli için tipiktir.

Nedeni: Genellikle konjenital anormalliklerin, tümörlerin, omurilik zarlarının iltihaplarının ve travmanın sorumlu olduğu kabul edilirse de bazı hastalarda herhangi bir neden saptanamaz.

Teşhis: Eskiden sirengomiyeli teşhisi bu bulgu ile konulurken günümüzde manyetik rezonans görünteleme ve bilgisayarlı tomografi gibi gelişmiş radyolojik tekniklerle kolayca teşhis konulabilmektedir.

Tedavi: Genellikle cerrahi girişim tercih edilir, şant ameliyatı ile drenajının sağlanması, omurların bazı kısımlarını cerrahi müdahale ile çıkartılması gibi değişik ameliyat teknikleri uygulanır.
***
Resim 1: B-omurilik C-sirengomiyelik boşluk
Resim 2: Sirengomiyelik boşluk (koyu renkli) OK ile gösterilmektedir.

_________________
---www.hagayret.net
---Forumda Arama Yapmadan Konu Açmayınız!
---Flood Yapmak ve Saçma Yorumlar yapmak BAN sebebidir!
---Hagayret.Net verilen linkleri kendi sunucusuda bulundurmadığı gibi Uploadınıda kendi yapmamaktadır.Linkler internetten bulunup kullanıcılara sunulmaktadır.Kaldırılması istenen link yetkililere bildirildiğinde en kısa zamanda kaldırılacaktır.
Yukarı Dön
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap gönder 
Hagayret.Net Forum Ana Sayfa » Genel» Sağlık

Sayfa 1, 2, 3, 4, 5, 6  Sonraki | Tümü 



Geçiş Yap:  

Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
e-garaj: Reklam Portalı