Hagayret.Net Forum Ana Sayfa » Genel Kültür» Tarih

Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4, 5 | Tümü 

ermenilerin TÜRKLERE yaptıkları soykırım



Yeni başlık gönder  Başlığa cevap gönder
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
tubik
Moderator
Moderator



   Kayıt: 30 Mar 2007
   Üye No: 643
   Mesajlar: 11603
   G. Mesaj Sayısı: 17.82
   Konum: Kocaeli
   Meslek: Fotoğrafçılık
   
Tarih: 04/Temmuz/2007 Çrş, 8:47
MesajMesaj konusu : musa dağı olayı

Alıntıyla Cevap Gönder


MUSA DAĞI OLAYI

Musa Dağı, Nur Dağlarının eteklerindedir. 1.000 metre kadar yükseklikte, büyük kayalar ve sık çalılıklarla kaplı sivri ve tek bir blok görümündedir. Verfel adında bir Yahudi tarafından yazılan "Musa Dağı'nda 40 Gün" adındaki kitap Amerika'daki Ermeniler tarafından kendilerine yapılan sözde zulümleri belirtmek için sinema filmi haline getirilmiştir. I. Dünya Harbi'nde çıkan bu olayı, o zaman Halep Valisi olan General Fahrettin Türkkan şöyle anlatır:

"Birinci Dünya Harbi sırasında İtilaf devletlerinin İskenderun Bölgesi kıyılarına bir çıkarma yapacağı sözleri etrafa yaylınca Samandağ Bucağına bağlı yedi Ermeni köyü halkı, hükümete olan vergi borçlarını ödememişler, TSK'nin ihtiyacı için gereken yardımı yapmamışlar ve isyan etmişler ve Musa Dağı'na çıkmışlardır.

Bunun üzerine hükümet emirlerine uymaları için asilere memurlar gönderilmişse de Ermeniler, bunları dinlememiş ve silahla karşı koymuşlardır. Başka bir çıkar yol bulamayan bölge komutanı Albay Galip, jandarma alayıyla Musa Dağından inen yolları kontrol altına aldırmış ve bizzat kendisi Musa Dağı'na çıkarak son bir defa daha isyancılarla konuşmak istemişse de dağ üzerinde hiçbir kimsenin kalmadığını görmüştür. Yapılan incelemede Ermenilerin denize doğru uzanan bir yamaçtan Akdeniz'' indikleri anlaşılmıştır. İzleri takip ederek deniz kıyısına kadar inen Albay Galip burada 20-30 kadar hayvan ölüsüyle karşılaşmıştır.

Yapılan araştırmada İskenderun kıyılarını gözetleyen bir Fransız harp gemisinin, Musa Dağı'ndan verilen işaret üzerine kıyıya bir sandal göndererek buradaki Ermeni çete başlarını ve diğer isyancıları gemiye taşıdıkları anlaşılmıştır. Bu konu, Fransız hükümetinden resmen sorularak doğruluğu öğrenilebilir. Daha sonra Musa dağında yapılan araştırmalarda hiçbir insan cesedine rastlanmadığı gibi; yaralı veya hasta bir kimse de bulunamamıştır. Bu bakımdan Yahudi asıllı Verfel tarafından yazılan ve bütün dillere çevrilerek dağıtılan ve filme de alınan bu kitabın konusunun tamamen hayali ve uydurma olduğu, Türkler aleyhinde kamuoyunu yanıltmak için bir propaganda niteliği taşıdığı sonucuna varılmıştır."

İşte Musa Dağı olayı budur, böyle olmuştur. Amacı, Türkleri kötülemek ve suçlamaktır. Fransızlar Birinci Dünya Harbi'nde İskenderun bölgesiyle Halep ve Hatay vilayetlerinin Akdeniz'e en önemli giriş ve çıkış kapısı olarak gördükleri Samandağ bölgesine önem vermişler; hatta bu bölgeye karşı çıkarma harekatı yapma olanaklarını araştırmışlardır. Bu amaçladır ki, Fransızlar, İskenderun Şehrinin 6 defa bombalamışlar; bölgenin Hıristiyan halkını ayaklandırarak Osmanlı hükümetini güç bir durumda bırakmak istemişlerse de harbin sonuna kadar böyle bir girişimi uygulamaya cesaret ve fırsat bulamamışlardır.

KAYNAK:
Sakarya, Em. Tümg. İhsan-; Belgelerle Ermeni Sorunu, Gnkur. Basımevi, Ankara 1984, s. 245-246.

_________________

DoN't SpeEAak !!!
Yukarı Dön
tubik
Moderator
Moderator



   Kayıt: 30 Mar 2007
   Üye No: 643
   Mesajlar: 11603
   G. Mesaj Sayısı: 17.82
   Konum: Kocaeli
   Meslek: Fotoğrafçılık
   
Tarih: 04/Temmuz/2007 Çrş, 8:48
MesajMesaj konusu : izmit ve adapazarı olayları

Alıntıyla Cevap Gönder


İZMİT VE ADAPAZARI OLAYLARI

Rus donanması Karadeniz Ereğlisi'ni top ateşine tuttuğu zaman, bölgedeki Ermenilerin Ruslar yararına casusluk yaptıkları saptanmıştır. Özellikle Adapazarı'ndaki Ermeniler, "Ruslar Karadeniz kıyılarına birkaç güne kadar asker çıkaracaklar, buralara gelecekler, o zaman bölgemizde hiçbir Türk kalmayacak" diye açıkça haberler yaymaya ve propaganda yapmaya başlamışlardır. Bunun üzerine hükümetin bölgede yaptırdığı arama sonucunda yalnız birkaç tanesi Adapazarı'nı tahrip edebilecek nitelikte çok sayıda patlayıcı madde, tüfek, tabanca, asker ve jandarma elbisesi, pek çok cephane ve dinamit fitilleri bulunmuştur. Aynı aramalar İzmit'te de yapılmış, burada da aynı şeyler ele geçirilmiştir.

Gerek Adapazarı ve gerek İzmit'te yakalanan ihtilalcilerin ifadelerine göre; Ruslar, Sakarya Nehri ağzı bölgesini bir çıkarma yaptıkları zaman bu silahlar patlayıcı maddeler Türk askeri ve halkına karşı kullanılacaktır. Böylece genel bir öldürme, yok etme planı uygulayacaklardır. Bir kısım Ermeniler de Türk askeri elbiselerini giyerek Türk ordusunu içinden vuracaklardır. Ermenilerin planları ortaya çıkınca komite ele başları Yalova, Bursa bölgelerine kaçmışlar, buralarda karşılaştıkları Türkleri soymuş ve öldürmüşlerdir.

Buna karşın Ermeniler her yerde Ermenilerin öldürüldüğü, Ermenilere işkence yapıldığı haber ve dedikodularını geniş ölçüde yaymaya başlamışlardır. En sonunda hükümet köklü önlemler almak zorunda kalmış, Ermeni çetelerinden bir kısmı tutuklanmış, diğer bir kısmı da memleketin çeşitli bölgelerine kaçarak kurtulmuşlardır.

KAYNAK:
Sakarya, Em. Tümg. İhsan-; Belgelerle Ermeni Sorunu, Gnkur. Basımevi, Ankara 1984, s. 238

_________________

DoN't SpeEAak !!!
Yukarı Dön
tubik
Moderator
Moderator



   Kayıt: 30 Mar 2007
   Üye No: 643
   Mesajlar: 11603
   G. Mesaj Sayısı: 17.82
   Konum: Kocaeli
   Meslek: Fotoğrafçılık
   
Tarih: 04/Temmuz/2007 Çrş, 8:49
MesajMesaj konusu : isyanların genel tablosu

Alıntıyla Cevap Gönder


İSYANLARIN GENEL TABLOSU

1890'da Erzurum olayı ile başlayıp 1896 Van isyanı ile biten dönem, Batı dünyasında büyük bir soykırım dönemi olarak gösterilir.

Nalbadian, "bu devrede 50.000-300.000 Ermeni öldürülmüştür" der.

Davih Marshall Lang, 1894-96 arasında 200.000 Ermeni öldürüldüğünü yazar.

Pastırmacıyan'a göre 100.000-110.000 ölü vardır.

Misasskian ise, "En az 300.000 Ermeni ölmüştür" diye yazar.

Hepsius'un rakamı 88.243'dür. Ancak bu rakamı nereden bulduğu anlaşılmamaktadır. Mesela 1896'da Van'da 20.000 kişi ölmüş gösterir. Halbuki Van şehrinin içindeki çetelerin çoğu İran'dan gelmedir ve Saadettin Paşa'nın verdiği rakamlardan şüphe etmek için de sebep yoktur. Keza Zeytun'da 6.000 kişinin öldüğünü yazar. Aghasi ise 125 kişi zayiat verdiklerini yazmaktadır. İsyan bittikten sonra hastalıkların ölenlerin dahi 3.000 civarında olduğu İngiliz dokümanlarında yer alır ki, bu ölümlerin isyan olayı ile ilgisi yoktur.

Bliss'in, 1895 rakamı 35.032'dir.

Komitacı Ermenilerin kurşunları ile ölen Ermenileri de Türkler öldürdü sayılsa bile, 1890'lı senelerde isyanlar ve ayaklanmalar sırasında hayatlarını kaybeden Ermenilerin sayısı 20.000'e bile çıkarmak güçtür.

Bu arada aynı dönemde ölen Müslümanların hesabını yapmak da gereklidir. Eğer Aghasi'nin "Zeytun'da 20.000 Türk öldürdük" sözünü ciddiye alsak, Müslüman kaybı 25.000'e yaklaşmış ve Ermeni kaybının iki mislini bulmuş olur. Ancak şu muhakkaktır ki, Müslümanların bu iki sene zarfında kaybı 5.000'den az değildir. Bu Müslümanların çok büyük kısmı durup dururken, üstüne ateş açılarak veya bomba atılarak, sırf geride kalanlar hırsa kapılıp da Ermenilere saldırsın diye öldürülmüşlerdir. İşte asıl katliam, asıl cinayet budur.

KAYNAK:
Gürün, Kamuran-; Ermeni Dosyası, TTK Basımevi, Ankara 1983, s. 167-68

_________________

DoN't SpeEAak !!!
Yukarı Dön
by_hilmi
Ayrıldı



   Kayıt: 17 Ekm 2006
   Üye No: 45
   Mesajlar: 148
   G. Mesaj Sayısı: 0.18
   Konum: İstanbul
   Meslek: Öğrenci
   
Tarih: 22/Şubat/2008 Cum, 1:59
MesajMesaj konusu : Ermeni Sorununun Gelişmesi İle İlgili Kronoloji (1022-1998)

Alıntıyla Cevap Gönder


Ermeni Sorununun Gelişmesi İle İlgili Kronoloji (1022-1998)

1022 Ermeni Topraklarının İmparator II.Basileios tarafından Bizans Topraklarına katılması üzerine 40 bin Ermeni Anadolu'ya sürgün edildi.
1046 Ermeni Hanedanları Bizans İmparatoru IX.Konstantin tarafından katledilerek yok edildi.
1054 Sultan Tuğrul Bey döneminde Selçuklulara bağlanan Ermeniler özerklik verildi.
1098 Ermeniler Haçlılarla İşbirliği yaptılar.
1461 Fatih Sultan Mehmet , Bursa'daki Ermeni Piskoposu Hovakim'i (Ovakim) İstanbul'a getirerek kendisine Patrik unvanını verdi ve Ermenilere birçok haklar tanıdı.
1567 Türk matbaasının kurulmasından 160 yıl kadar önce Venedik'te matbaacılık eğitimi görmüş olan Sivaslı Apkar adındaki bir papaza İstanbul'da Ermeni matbaası açması için izin verildi.
1790 İlk resmi Ermeni Okulu , Amira Miricanyan ve Şnork Mığırdıç tarafından Kumkapı Fıçıcı Sokak'ta kuruldu.
1823 Artin Bezciyan adlı Ermeni, Kumkapı'da Bezciyan Okulunu kurdu.
1824 Patrik Karabet , Ermenice gramer okutan Kumkapı Okulu'nu Patrikhanenin himayesi altına aldı.
1853 (22 Ekim) Ermeni Maarif Komisyonu kuruldu
1876 Kurulan Mecliste Ermeni Millet vekilleri de katıldı
1877 (7 Aralık) Ermeni Milli Meclisi, Ermeni halkının askere yazılarak savaşa katılma kararı aldı.
1878 (13 Nisan) İstanbul Ermeni Patriği Nerses, İngiltere Dış İşleri Bakanı Salisbury'ye gönderdiği muhtırada, Türklerle beraber yaşayamayacaklarını bildirdi.(13 Temmuz) Berlin Anlaşması imzalandı. Bu anlaşmaya, Osmanlı Ermenileriyle ilgili 61.madde eklendi.(3 Ağustos) İngiltere Dış İşleri Bakanı Lord Salisbury, İstanbul Büyük Elçisi Layard'a gönderdiği talimatta , Osmanlı Hükümeti'nin Doğuda reformlara başlaması gerektiğini bildirdi.
1890 (20 Haziran) Erzurum İsyanı(Temmuz) Kumkapı Nümayişi Birinci Sason İsyanı
1892 1893 Merzifon , Kayseri , Yozgat isyanları
1895 (30 Eylül) Babıali olayı.Kasım ayında Ermenilerin Maraş'ta isyan teşebbüsü
1896 30 Ekim İstanbul'da Ermeni eylemi(1 Haziran) I. Van İsyanı(26 Ağustos) Osmanlı Bankası olayı
1902 Ermeni dilcilerden H.Acaryan " Ermeni Dili'ne Türk Dili'nin Tesiri ve Ermenilerin Türkçe'den Aldıkları Sözler" adında bir eser yazdı.
1904 II. Sason İsyanı
1905 (21 Temmuz) Yıldız Camii'nden , Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid'e suikast teşebbüsü.
1908 Ermenilerin Jamanak adlı gazetesi yayın hayatına başladı.II Meclis Açıldı ve Ermenileri Komitecilerden bazıları Millet Meclisine girdi.
1909 (14 Nisan) Adana'da Ermeni isyanı
1915 (15 Nisan ) II. Van isyanı.(24 Nisan) Osmanlı Devleti aleyhinde faaliyette bulunan Ermeni komiteleri kapatıldı. Bu komitelerin idarecilerinden 2345 kişi tutuklandı.(3 Mayıs) Ermeniler Van'da büyük bir katliama giriştiler.(27 Mayıs) Yer Değiştirme (Tehcir) Kanunu çıkarıldı.
1918 (1 Şubat ) Ermeni komitacı Arşak , Bayburt'ta katliam yaptı.(25 Nisan) Ermeni komitacılar , Kars'ın doğusundaki Subatan Köyünde 750 Müslüman'ı katletti.(1 Mayıs) Ermeni komitacılar Kars'ta aralarında çocuklarında bulunduğu 60 Müslüman'ı katletti.
1919 (20 Kasım) Osmanlı bürokrasisinde üst düzeyde görev yapan Bogoz Nubar Paşa ve Şerif Paşa , Ermeni - Kürt bağımsızlık belgesini imzaladılar.
1920 (12 Ocak) 450 kişilik Ermeni süvari birliği Antep'in Arapdar köyünde Müslümanlara işkence yaptı.
1921 (15 Mart) Talat Paşa Ermeniler tarafından katledildi.(6 Aralık) Sait Halim Paşayı Ermeniler Roma'da katletti.(16 Mart) Moskova Anlaşması imzalandı.(18 Mart) Ermeni Misak Torlakyan , Azerbaycan İçişleri Bakanı Cevanşir Han'ı, Tepebaşı'ndaki Pera Palas Otelinin önünde öldürdü.(13 Ekim) Kars Anlaşması imzalandı.
1922 (22 Temmuz) Cemal Paşa Ermeniler tarafından Tiflis'te katledildi.
1923 Ermeni asıllı Münip boya, Van milletvekili olarak meclise girdi.
1934 Franz Werfel'in, "Musa Dağ'da Kırk Gün" adlı romanı , ABD de İngilizce yayınlandı.
1935 (15 Aralık) Pangaltı Ermeni Kilisesi'nde toplanan bir grup Ermeni , Franz Werfel'in, , "Musa Dağda Kırk Gün" adlı eserini "Türk milleti hakkında iftiralarla dolu olduğu" gerekçesiyle yaktı.
1936 Franz Werfel'in , "Musa Dağ da Kırk Gün" adlı eserinin Fransa'da yayımlanması , Türk basının tepkisini çekti.
1937 Cevat Rıfat Atilhan, , "Musa Dağı" adlı kitap yazarak , Franz Werfelin kitabının gerçekleri yansıtmadığını bildirdi.Franz Werfel'in , "Musa Dağ da Kırk Gün" adlı eserinin filme alınmasının engellenmesi, ABD Dışişleri Bakanlığı nezdinde gündeme geldi.
1943 Ermeni asıllı Berç Türker Keresteci, Afyonkarahisar milletvekili oldu.
1957 Mığırdıç Şellefyan, 27 Ekim seçimlerinde , Demokrat Parti listesinden İstanbul milletvekili seçildi.
1964 (24 Aralık) Kıbrıs Dışişleri Bakanı Kipriyanu birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde "Ermeni meselesini" ortaya atarak Türkiye aleyhine karar çıkarmaya çalıştı.
1965 (24 Nisan) Brezilya'nın Sao Paulo kentinde, Ermeniler tarafından Türkiye aleyhinde gösteri düzenledi.
1969 Ermeniler tarafından gösteri yürüyüşü tertip edildi.
1973 (27 Ocak) Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ve yardımcısı Bahadır Demir, Mığırdıç Yanıkyan adlı Ermeni tarafından katledildi.
1975 (20 Ocak) ASALA (Gizli Ermeni Kurtuluş Ordusu) örgütü kuruldu.(22 Ekim) Viyana'da, Büyükelçi Daniş Tunagilkatledildi.(24 Ekim) Paris'te, Büyükelçi İsmail Erez ile polis Talip Yener katledildi.
1976 (16 Şubat) Beyrut Büyükelçiliği Birinci Katibi Oktay Cerit katledildi.(28 Mayıs) Zürih Çalışma Ateşeliği Bürosu bombalandı. Saldırının Faili olduğu anlaşılan Noubar Soufoyan adlı bir Ermeni yakalandı, yargılandı ve suçu sabit görülerek 15 ay hapis cezasına çarptırıldı.
1977 (29 Mayıs) İstanbul Yeşilköy Havaalanına ve Sirkeci garına patlayıcı madde atıldı, saldırıda 4 kişi öldü ve 31 kişi yaralandı. Saldırıları "Aşırı Ermeni Hareketleri Örgütü" üstlendi.(9 Haziran) Vatikan Büyükelçisi Taha Carım katledildi.
1978 (3 Ocak) Londra'daki Türk Bankasına patlayıcı madde atıldı. Saldırıyı "Ermeni Yeni Direniş Örgütü"üstlendi.(3 Ocak) Londra'daki Türk bankasına patlayıcı madde atıldı. Saldırıyı "Ermeni Yeni Direniş Örgütü" üstlendi.(2 Haziran) Madrit'te , Büyükelçi Zeki Kunaralp'ın eşi Necla Kunaralp ve emekli Büyükelçi Beşir Balcıoğlu katledildi.(8 Temmuz) Paris Büyükelçiliği Çalışma Ateşeliği ve Türkiye Turizm Bürosuna patlayıcı maddeler atıldı. Saldırıyı "Ermeni soykırım Adalet Komandoları üstlendi.(6 Aralık) Cenevre Başkonsolosluğuna patlayıcı madde atıldı. Saldırıyı "Ermeni Yeni Direniş Örgütü" üstlendi.(17 Aralık) THY Cenevre Bürosuna patlayıcı madde atıldı. Saldırıyı ASALA üstlendi.
1979 (15 Nisan) Yunan Hükümeti, Atina'nın Nea Simira meydanında "Ermeni İntikam Anıtı"nın dikilmesine izin verdi.(22 Ağustos) Cenevre Başkonsolosluğu'nda Konsolos Yardımcısı Niyazi Adalı'ya karşı suikast düzenlendi. Saldırıda 3 kişi yaralandı. Saldırıyı ASALA üstlendi.(27 Ağustos) THY Frankfurt Bürosuna patlayıcı madde atıldı. Saldırıyı ASALA üstlendi. (4 Ekim) THY Kopenhag Bürosuna patlayıcı madde atıldı. Saldırıyı ASALA üstlendi.(12 Ekim) Lahey'de , Amsterdam Büyükelçisi Özdemir Benler'in oğlu Ahmet Benler katledildi.(22 Aralık) Paris'te Turizm Müşaviri Yılmaz Çopan katledildi.
1980 (10 Ocak) ASALA, THY Tahran Bürosuna bombalı saldırıda bulundu.(6Şubat) Büyükelçi Doğan Türkmen, Bern'de saldırı sonucu yaralandı.(10 Mart) Ermeni teröristler THY'nın Roma Bürosunu bombaladılar. Saldırıda 2 İtalyan hayatını kaybetti, 14 İtalyan da yaralandı.(8 Nisan) ASALA, Sayda toplantısında, Kürtlerle Ermeniler arasında benzerlik olduğunu iddia ederek Kürtleri kan kardeş olarak ilan etti.(17 Nisan) Vatikan Büyükelçisi Vecdi Türel silahlı saldırıya uğradı. Koruma görevlisi Tahsin Güvenç yaralandı.(19 Nisan) ASALA, Marsilya Türk Konsolosluğuna roketatarlı saldırı düzenledi.(31 Temmuz) Atina İdari Ateşemiz Galip Özmen ve kızı Neslihan Özmen acımasızca katledildi.(5 Ağustos) Lyon'da , Ermeniler tarafından konsolosluğun basılması sonucu Kadir Atılgan , Ramazan Sefer , Kavas Bozdağ ve Hüseyin Toprak adlı vatandaşlar yaralandı.(26 Eylül) Paris'te, Basın Ateşemiz Selçuk Bakkalbaşı silahlı saldırıya uğradı ve ağır yaralandı
1981 (13 Ocak) Paris Büyükelçiliği Maliye Müşaviri Ahmet Erbeyli'nin arabasına bomba konuldu; Erbeyli ölümden döndü.(4 Mart) Paris'te Çalışma Müşaviri Reşat Moralı ile din görevlisi Tecelli Arı şehit edildi. (3 Nisan) Kopenhag'da, Çalışma Müşaviri Cavit Demir, evine giderken Ermeni teröristlerce kurşunlandı ve ağır şekilde yaralandı. ( 9 Haziran) Cenevre'de, sözleşmeli sekreter olarak görev yapan Mehmet S.Yergüz katledildi.Olayı Asala üstlendi.(24 Eylül) Paris Başkonsolosluğu'nu basan Ermeniler, güvenlik görevlisi Cemal Özen'i acımasızca katlettiler.(3 Ekim) Roma Büyükelçiliği 2.Katipi Gökberk Ergenekon, Ermeni teröristlerin silahlı saldırısına uğradı ve ağır yaralanarak saldırıdan kurtuldu. (27 Kasım) Avrupa'da bulunan '' Ermeni Öğrenciler Birliği '' ile ''Kürt Öğrenci Derneği'', Londra'da ortak bildiri yayınladılar.
1982 (28 Ocak) Los Angeles'da, Başkonsolos Kemal Arıkan, Harry Sasunyan ve Kirkor Saliba tarafından katledildi.(8 Nisan) Ottowa Büyükelçiliği Ticari Müşaviri Kemalettin Kani Güngör silahlı saldırı sonucu yaralandı.(5 Mayıs) ABD'nin Boston Bölgesi Fahri Konsolosu Okan Gündüz katledildi.(7 Haziran) Lizbon Büyükelçiliği İdari Ateşesi Erkut Akbay katledildi. Bu arada, Ottova Büyükelçiliği Ticari Müşaviri Kemalettin Kani Güngör silahlı saldırı sonucu yaralandı. (5 Mayıs) ABD'nin Boston Bölgesi Fahri Konsolosu Okan Gündüz katledildi.(7 Haziran) Lizbon Büyükelçiliği İdari Ataşesi Erkut Akbay katledildi. Bu arada, Ottowa Büyükelçiliği Askeri Ataşesi Atilla Altıkat, Bulgaristan Burgaz Başkonsolosluğu İdari Ataşesi Bora Süerkan ve Lizbon Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Yurtsev Mıhçıoğlu'nun eşi Cahide Mıhçıoğlu'da silahlı saldırıya uğradılar. Türkiye'nin Kanada Büyükelçiliği görevinde bulunana Coşkun Kırca da, silahlı saldırıya uğradı. (7 Ağustos) Üç Ermeni terörist, Ankara Esenboğa Havaalanı'na silahlı, bombalı saldırı düzenlediler ve katliam yaptılar. Otomatik silahlarla ve bombalarla orada bulunanlara saldıran teröristler, üçü emniyet görevlisi olan toplam dokuz kişiyi öldürdüler ve yetmiş sekiz kişiyi yaraladılar. Levon Ekmekçiyan, isimli terörist yakalandı. ( 10 Ağustos) Artin Penik adlı Ermeni, Esenboğa katliamından duyduğu üzüntüyü dile getirerek, kendini yakmak suretiyle Ermeni terörünü lanetledi.
1983 (29 Ocak) Levon Ekmekçiyan, 1982 yılı Esenboğo baskını nedeniyle Ankara'da idam edildi.Harut Levonyan ve Rafi Elbekyan adlı iki Ermeni militan tarafından Türkiye'nin Yugoslavya Büyükelçisine düzenlenen suikast sırasında yoldan geçen bir Belgrad'lı öldü. (15 Temmuz) Sala Mensubu Teröristler, Paris Orly Havalimanı THY Bürosuna bombalı saldırı düzenledi. Olayda, dördü Fransız, ikisi Türk, biri ABD'li ve biri İsveç'li olmak üzere toplam sekiz kişi hayatını kaybetti. Altmış kişi de yaralandı.(27 Temmuz) Türkiye'nin Büyükelçiliği'ni basan beş Ermeni ölü olarak ele geçirildi.
1985 (12 Mart) Ottowa Büyükelçiliği, silahlı, bombalı üç Ermeni terörist tarafından basıldı. Kanada'lı koruma görevlilerinden biri vurulup öldürüldü. Büyükelçi Coşkun Kırca yaralı olarak kurtuldu.
1991 (21 Ocak) Ermeniler, Hacılar kentine bombalı saldırı düzenledi. Saldırıda üç Sovyet askeri ile iki Azeri öldü. Ermeniler ayrıca, Azerbaycan'ın Sesi gazetesi muhabiri Savatin Askerova'yı katletti. (13 Nisan) Karabağ'da, Ermeniler ile Azeriler arasında çatışmalar çıktı. Azeri köyleri Ermeniler tarafından top ateşine tutuldu(23 Nisan) Suşa Kasabası'na bağlı Azeri köyleri, Ermeni köylerinden açılan top ve makineli tüfek ateşine maruz kaldı. Olayda 3 Azeri öldü, 3 ev yıkıldı, 3 ev de oturulamaz hale geldi.(26 Nisan) Karabağ bölgesinde 4 Azeri güvenlik görevlisi öldürüldü. Olayı '' Karabağ Savaşçıları'' adlı Ermeni örgütü üstlendi. (23 Eylül) Ermenistan bağımsızlığını ilan etti. ( 26 Aralık) Sovyetler Birliği dağıldı. 23 Eylülde bağımsızlığını ilan eden Ermenistan fiilen ve
1996 Levon Ter-Petrosyan, ikici defa Ermeni Devlet Başkanı seçildi.
1997 (20 Mart) Taşnaksutyun örgütü liderlerinden Robert Koçaryan, Ermenistan Başbakanı oldu.(20 Aralık) Ermeniler , Surp Agop hastanesinin 160. Yıldönümünü yılbaşı şöleniyle kutladılar.Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, 1997 Sedat Semavi Ödülü'nü gazetecilik dalında Garbis Özataya verdi.
1998 Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Jamanak Gazetesinin 90. Kuruluş yıldönümü vesilesiyle , gazetenin editörü Ara Koçunyan'ı Cumhurbaşkanlığı köşkünde kabul etti.(Şubat) Ermenistan Devlet Başkanı Levon Ter-Petrosyan istifa etti. Böylece Robert Koçaryan'a liderlik yolu açıldı. Petrosyan, Karabağ'da Barış isteği için aşırı milliyetçilerin tepkisini çekmişti.(Şubat) Petrosyan'ın istifasını değerlendiren Azerbaycan Halk Cephesi Başkanı Elçibey, Koçaryanın geçmişte Rusların arkasına alarak Karabağ'da Azerbaycan'a karşı ayaklandığını bildirdi.(30 Mart) Koçaryan , Ermenistan Devlet Başkanlığı'na seçildi.(Temmuz) Bölücü örgüt PKK'nın Başı Abdullah Öcalan ; Ermenistan yönetiminden, Örgüte özel köy tahsis edilmesini istedi.(14 Ekim)Mesrob Mutafyan, Türkiye Ermenileri 84. Patriği seçildi.
Yukarı Dön
by_hilmi
Ayrıldı



   Kayıt: 17 Ekm 2006
   Üye No: 45
   Mesajlar: 148
   G. Mesaj Sayısı: 0.18
   Konum: İstanbul
   Meslek: Öğrenci
   
Tarih: 22/Şubat/2008 Cum, 2:04
MesajMesaj konusu : Tüm Yönleriyle ASALA Örgütü

Alıntıyla Cevap Gönder


Tüm Yönleriyle ASALA Örgütü


Mustafa Kemal'in 1922 Eylülü'ndeki zaferle bir anda İzmir, Çanakkale ve İstanbul'a varmasına karşılık, Selanik'e kadar ilerlemesi itmelerine direnerek, dünyaca onaylanacak bir barışla durumu çözme kararlılığıyla ordularını frenlemesi, Osmanlı'dan doğan sorunları tamamen sona erdirme arzusunun ürünüydü.
Türkiye Cumhuriyeti'nin bir daha bu sorunlarla uğraşması istenmiyordu. 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesi ve kesin olarak 'Misakı Milli' sınırlarının dışına taşmama kararlılığı nedeniyle, Ankara Hükümeti, Ermeni sorunlarına eğilmeyi düşünmemiştir.
Bu nedenle II. Dünya Savaşı sonrasında konu yeniden gündeme getirildiğinde, hemen herkes 'Ankara'nın hazırlıksız yakalandığını' söylemiştir.
Gerçekten çoğu kez, tarihe gömülmüş konuları tartışırken Türk temsilcilerinin, 'Böyle bir sorun mu vardı?' şeklindeki tepkileri ve 'Türkiye Cumhuriyeti'ni ilgilendirmez' yanıtları, karşı tarafın istediği gibi at koşturmasına zemin hazırlamıştır.

Dünyanın iki cepheye bölündüğü bu aşamada, Ermenilere, her ikisiyle de övünmekten başka çıkar yol kalmamıştı. Çünkü anavatanlarındaki göstermelik cumhuriyet, tamamen Moskova'nın güdümündeydi, diyasporadakiler ise Fransız, İngiliz, Amerikan vatandaşı olmuşlardı. Bağımsızlık iddiasıyla ayaklandırılmalarının sonucu, asıl kimliklerini kaybetmeleri ve bölük pörçük bütün dünyaya yayılmaları olmuştu. Bir bakıma kendilerini Yahudilere benzetiyorlardı.
Bu dağınıklığın etkisi, partilerinin ilişkilerinde de fark ediliyor. Taşnak Partisi ABD ile birlikte hareket ediyor; Hınçak'ın arkasında ise Sovyetler var. İkisinin dışında kalanlar herkesle -Türkiye dahil- dost geçinme adına Ramgavar Partisi'ni kurmuşlar. Çok sıkıştılar mı, Ermeni milliyetçiliği adına birleşiyorlar. İdeolojik ayrılıklarını unutuyorlar.

BEYRUT-ERİVAN HATTI
Sovyetler'e casusluk yapan İngiliz ajanı Philby, Beyrut'tan Erivan'a kısmen Türkiye, kısmen İran üzerinden geçen bağlantı yolu üzerinden, sadece haber değil, iki taraf arasında insan ve altın kaçakçılığının varlığını belirtir. Aslında bundan İngiliz ve Amerikalılar kadar, Ruslar da şikayetçi değildi, zira iki taraf da yararlanıyordu. Tıpkı Hong Kong'dan hem kapitalistlerin hem de Komünist Çin'in yararlanması gibi.

7 Ağustos 1982'de Ankara Esenboğa havaalanındaki kanlı saldırı (üstte), ASALA'nın 1973'ten 1986'ya kadar gerçekleştirdiği 180'i aşkın eylemin tırmanma noktalarından birisiydi.
1880-1920 arasında destek vermiş görünenlerin kendilerini ne hale sokmuş olduklarından edindikleri deneyimle, Ermeniler şimdi herkesi idare etmeyi yeğliyorlar. Bu onlara güç de kazandırıyor. Zira örneğin Sovyetler, Erivan'dakileri, Marsilya ya da Los Angeles'takilerden koparamayacaklarını bildiklerinden ve belki de bir gün onları da komünist yapmaya yardımcı olacaklarını düşündüklerinden, konu üzerinde fazla tutucu olamıyorlar.
Ancak hem Rusya'nın hem de Batı dünyasının, olaylardaki kendi sorumluluklarını unutturmak için bir 'Tete de Turc'e yani her suçun üzerine atılacağı ve durmadan kafasına kakılacağı bir günah keçisine ihtiyaçları vardı.
Biliyorsunuz 'Tete de Turc' panayırlarda yumrukla kuvvet denemesi yapmak için kullanılan sarıklı bir kafadır; yumruğun şiddetine göre, altındaki ibre gücün derecesini gösterir.
Dolayısıyla, neden bu hale geldiklerini sorgulayan ve geçmişin olaylarını bilmeyen genç Ermeni kuşaklarına, 'Hepsi katil Türklerin suçudur' mesajını vermek Batılıları rahatlatıyordu
SAVAŞ SONRASI
II. Dünya Savaşı ertesinde sömürgeciliğin tasfiyesi ve bütün ulusların bağımsızlığını kazanması rüzgarları esmeğe başladığında, bundan Ermeniler de etkilendiler.
l965'te Erivan sokaklarında, 'Topraklarımız, topraklarımız' feryatları arasında yapılan gösterilere ve soykırım anıtı dikilmesine, Sovyet rejimi de karşı çıkmadı. Bolşeviklerin suçlu ilan edilmemesi ve sadece Türklerin 'günahkar' gösterilmesi koşuluyla, Batı'da başlayan akımın NATO'nun ortağı Türkiye'yi hedef alması işlerine geliyordu. 'Düşman cephesini' parçalamış oluyorlardı.

İKİ KUTUPLU DÜNYADA ERMENİ SORUNU
ASALA terörizmine varacak bu başlangıç dönemi konusunda, 1970 yılında Beyrut'ta Basın Ateşesi iken tanığı olduğum olaylar konusunda o zaman yazdığım bir yazıyı, geçerliliğini hâlâ kaybetmediği için, aynen aktarmayı yararlı buluyorum:
"Lübnan'da yayımlanan bir Ermeni dergisinin kapağındaki 'Ünlü Ermeniler' kompozisyonu dikkatimi çekti. Mikoyan ile Gülbenkyan'ı en öne ve yan yana koymuşlardı. Birincisi en eski Bolşeviklerdendi ve Sovyetler Birliği'nin cumhurbaşkanlığını bile yapmıştı. İkincisi ise İngilizlerle işbirliği içinde petrol oyunlarına dalmış ve dünyanın en zenginlerinden biri olmuştu.







1968'de Marsilya: 'Soykırım'dan söz eden afişler ve duvarlarda, Türklerin 'Nazi' olduğunu, 2 milyon Ermeni öldürdüklerini ifade eden yazılar...


ASALA SAHNEDE
İşte 1970'te Lübnan'da durum böyleydi. Ben Beyrut'tan ayrıldığımda ise Arap-Yahudi çatışması öne geçmiş ve daha sonra da Lübnan'da tam bir iç savaşa dönüşecek çatışmalar başlamıştı.
1973'te Türkiye'nin Los Angeles konsolosu ve yardımcısının öldürülmesiyle ASALA terör örgütü ortaya çıktı ve olaylar bambaşka bir ivme kazandı. Batı tarafından uzun süre hoşgörüyle karşılanan bu örgüt, Türk diplomat ve temsilciliklerini hedef alıyordu. Üç düzine cinayet, sayısız yaralama ve sakat bırakma eylemlerine yol açan bu kanlı saldırılar, yıllara göre şöyle bir yoğunluk gösterdi:

1975 Viyana

1976 Beyrut

l977 Vatikan

1978 Madrid

1979 Haag, Paris

1980 Bern, Vatikan, Atina, Paris, Sidney

1981 Paris (3 kez), Kopenhag, Cenevre, Iran, Roma, Napoli

1982 Los Angeles, Ottawa (2 kez), Boston, Lizbon, Rotterdam, Bulgaristan

1983 Belgrat, Brüksel, Lizbon

1984 Tahran, Viyana (2 kez)

1991 Budapeşte.

Türkiye'nin diplomatik temsilcilikleri gibi, Türk Hava Yolları bürolarına da yöneltilen bu saldırılar, Batılılar tarafından haklıymış gibi sunuldukça, teröristler işi azıttılar; 1982'de Ankara Esenboğa havaalanını basıp bombaladılar ve 10 kişinin ölmesiyle 72 kişinin yaralanmasına neden oldular.
Avrupa'da ASALA hâlâ da önemsenmiyordu; ama 1983'te Paris'in Orly havaalanındaki THY bürosu önünde bomba patlatılıp 5 kişinin öldürülmesine, 63 kişinin de yaralanmasına yol açıldığında, olay ilk kez ciddiye alındı!
Fransa ASALA'ya resmen, 'eylemlerini dışarda yapma' uyarısında bulundu.

Neden diyaspora sözcüğü kullanılıyor?


Diyaspora sözcüğünü ansiklopediler, 'Sürgünden sonra Yahudilerin dünyanın her tarafına yayılması' diye tanımlarken, İncil de 'Kudüs'ün dışında bulunan Yahudi Hıristiyanları' diye bir tanım getiriyor. Tamamen Yahudi tarihine ait bu kavramı 20. yüzyılın ikinci yarısında, Ermenilerin ısrarla kendileri için kullanmalarının arkasında, 1915 olaylarını II. Dünya Savaşı'nda Nazilerin Yahudilere uyguladığı soykırımla özdeşleştirme çabası yatıyor. Ermenilerin başka ülkelere göç hareketi Osmanlı öncesinde de vardır. Balkanlara, Polonya'ya kadar gitmişlerdir. İran'dan sürülmüşlerdir. Fatih'in onları, Rumların ayak atmalarına asla izin vermediği İstanbul'a yerleştirmesi de diyaspora sayılmalıdır. Çünkü zorla getirilmişlerdir. 19. yüzyılda Amerikan misyonerlerinin protestanlaştırıp Amerika'ya' göçlerini sağlamaları da aynı çerçevede düşünülür... Bugün Ermenilerin 1915'e dayalı bir diyaspora ve onunla ilgili bir soykırım kavramı üzerinde yoğunlaşmaları, kimlik bulma sorununun yansıması olarak ortaya çıkıyor. Nazilerin Yahudilere uyguladıkları soykırımla hiçbir benzerliği olmayan 1915 olayları üzerinde durmaları ve kökeni 1880'lere kadar uzanan Ermeni terörizmini anımsamak istememeleri, aslında tarihle hesaplaşmak istemediklerini gösteriyor


ASALA'DAN PKK'YA
ASALA olaylarının Kıbrıs geriliminin doruğa ulaştığı bir aşamada tırmanma gösterdiği dikkatlerden kaçmaz.
Yunanlılar Kıbrıs'tan Türkleri kaçırmak için terörist eylemleri artırırken Ermeni terörü de hızlanır. 1974'teki Kıbrıs çıkartmasının arkasından gelen ambargo, daha sonra 1980'lerden itibaren Sosyalist Blok ile NATO arasındaki yumuşama, Türkiye'nin Batı için önemini azaltmıştır.
Bu ortam hem Yunanistan'a Ege krizini Kıbrıs'a eklemeye hem de ASALA'ya cesaret vermişti. Ancak doğrudan eylemlerin tepki görmeye başlaması, yeni taktiklere yönelmelerine de zemin hazırladı. Bu, Batılı devletlerin de işine geliyordu. Fazla güçlenen ve haklar arayan bir Türkiye hoşlarına gitmiyordu. Başta Dev-Solcular olmak üzere, özellikle Almanya'da, Türk temsilciliklerine saldırılar bu dönemde arttı. 1983'ten itibaren de bu tür eylemlerin PKK terörüne dönüşmesi de rastlantı değildir.
ASALA'nın PKK'ya destek vererek daha da kapsamlı bir sorun yaratmaya yardımcı olduğu biliniyor. Yunanistan ise kamplar kurdurarak, silah vererek ve savaş için eğiterek birinci planda rol oynadı.


Viyana, 20 Haziran 1984: Ermeni teröristler Türkiye'nin Viyana Çalışma Ataşesi Erdoğan Özen'i bombalı bir saldırıyla otomobilinde öldürüyorlar.

KENDİ TARİHLERİNDEN KORKTULAR
Batılıların ASALA terörü gibi PKK terörüne de bir süre göz yumduktan hatta onu besledikten sonra, kendileri de hedef olmaya başlayınca -ya da PKK olayında olduğu gibi artık işe yaramaz hale gelince liderini teslim ederek- geri çekilmelerinin kökeninde, kendi ırkçı ünlerinin gündemde tutulmasını önleme çabaları başrolü oynamaktadır. Soykırımlarını hazırlayan ırkçılık tutkusunun 19. yüzyıl Avrupa düşüncesinin ürünü olduğunu, İngiliz ve Fransızların üstünlük mantığıyla başlayıp Almanlara doğru eriştiğini bilmeyen yok.
İkinci Dünya Savaşı sırasında yalnızca Almanların değil, bütün Avrupalıların Yahudi Soykırımı'na katkıda bulundukları artık kanıtlanmış durumda. Fransızlar 100 bin Yahudi'yi gaz odalarına gönderilmek üzere Nazilere teslim etmişlerdir.
Daha da ilginci, Fransa'nın 1960'larda öldürdüğü bir milyonu aşkın Cezayirli konusunun ele alınmasını istememesidir. Başbakan Jospin, "Bunun yargısını tarihçilere bırakalım" derken, Ermeni konusunun tarihçilere bırakılmasına ise karşı çıkılmaktadır.
Dünya çapındaki Amerikalı tarihçi Bernard Lewis, soykırım iddiasını çürüten bir makale yazdığı için, Fransız mahkemelerince mahkum edilmiştir. Soykırıma gerekçe yapılan belgelerin gerçekliklerini sorguladıkları için, iki bilim adamı, Davison ve Giles Veinstein de tehditlere uğratıp görevlerinden uzaklaştırılmak olasılığıyla karşı karşıya bırakılmışlardır.

KIŞKIRTMALARI ÖRTMEK İÇİN
19. yüzyılda insanlığa ırkçılığı aşılamakla kalmayıp 20. yüzyılda da tarihin en büyük kıyımlarını ve en kanlı toplu savaşlarını yaşatanların, kendi kışkırtmalarını örtmek için başkalarını hedef göstermeleri, savundukları 'Aydınlanma' felsefesine ihanet olmuyor mu?
Bu soruyu ortaya atarken, '1880'lerden beri Türkler Ermenilere hiçbir şey yapmadılar' noktasına varacak değiliz.
Bugün ne Ermenilerin ne de Batılıların hiç sözünü etmedikleri -hatta camilere doldurulup yakılmış- Türk ve Kürt kurbanların sayısı kadar, tehcir (zorunlu göç) sırasında yaşamını yitirmiş Ermeni vardır.
Şimdi Kürtlerin bile dışlanıp sadece Türklerin suçlu ilan edilmesi çabası karşısında, eskiden beri açıkladığım şu görüşümü tekrarlayacağım: Suçlu kürsüsüne Türkler (Kürtlerle birlikte), Ermeniler ve kışkırtıcı Batılılar el ele tutuşup çıkmalı ve sorumluluğu her bir taraf, üçte bir oranında paylaşmalıdır.
Yukarı Dön
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder  Başlığa cevap gönder 
Hagayret.Net Forum Ana Sayfa » Genel Kültür» Tarih

Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4, 5 | Tümü 



Geçiş Yap:  

Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
e-garaj: Reklam Portalı