Tarih: 20/Kasım/2006 Pts, 1:20 Mesaj konusu: fıkralar (hosunuza giden fıkraları buraya atabilirsiniz)
Kayınvalide yanıyor
Adamın birinin evinde yangın çıkmış. Komşuları yardıma koşmayıp olayı seyretmeye başlayınca iş başa düşmüş.
İlk önce oğlunu yangının içerisinden çıkarıp dışarıda beklemesini söylemiş. Dalmış tekrar duman ve ateşin içerisine, kızını çıkartmış dışarıya... Sonra karısını, sonra köpeği ve kedisini... Daha sonra dışarı hiçbir şey getirmeden 3 kez içeri girmiş çıkmış...
Onu seyreden komşularından biri sormuş;
- "Niçin yanan eve girip çıkıyorsun, dışarı hiçbir şey getirmiyorsun?" diye...
En son özgür tarafından 27/Kasım/2006 Pts, 9:50 tarihinde değiştirildi, toplam 3 kere değiştirildi
Kayıt: 16 Ekm 2006
Üye No: 17
Mesajlar: 3332
G. Mesaj Sayısı: 2.41
Konum: İzmir
Meslek: İşletme
Tarih: 20/Kasım/2006 Pts, 1:22 Mesaj konusu:
Kadın evinin yanında ki tren istasyonundan dolayı çok rahatsızdır. Çünkü ne zaman tren geçse yatak odasındakı dolap sallanmaya va takırdamaya başlamakta, bu da rahatsız edici bir ses çıkarmaktadır. Sonunda canına tak eder ve tamirci çağırır. Anlatır derdini tamirciye. Tamirci dışardan görunen tüm vidataları sıkar. Ancak geçen trenle beraber dolap yine takırdamaya başlar.
Tamirci kadına :
- Birde içteki vidaları kontrol edeyim, problem galiba onlarda" der ve dolabın içine girer. Daha sonra trenin bir dahaki geçişinde nerelerde problem çıkartacağını kontrol için dolabın içinde beklemeye başlar.
Tam bu sırada kadının kocası hışımla dalar eve. Arkadaşları telefon etmiş ve bir erkeğin evine girdiğini söylemiştir adama. Sinirli bir şekilde evi aramaya başlar. Önce yatağın altına bakar; daha sonra dolabın kapağını açar.
Evet adam oradadır, koca tüm siniriyle gözleri yerinden fırlamış olarak solumaktadır ve beklenen soruyu sorar :
- Ne arıyorsun sen burda?
Bizim Bahtsız ince bir sesle :
- Şimdi sana Tren bekliyom deseeem, inanmazsın
Teknoloji
Bir Türk, Japon arkadaşının daveti üzerine Japonya'ya gidiyor. Birkaç gün gezdikten sonra arkadaşı onu çalıştığı fabrikaya götürüyor. Teknoloji muazzam. "Bak !", diyor Japon : "Burada robot yapıyoruz. Şu Robotlar öğle yemeğini hazırlar ve getirir. Şunlar bebek bakar. Şunlar araba bile kullanır." Bizim Türk vatandaşı hayretler içinde kalır. Dolastıkça gözleri fal taşı gibi açılır. Japonya'dan ayrılırken arkadaşı Türkiye'ye mutlaka gelmek ve teknolojisini görmek istediğini söyler. Ve o gün gelir. Fakat bizim Türk nereyi gezdireceğini bir türlü bilemez. Düşünür ne göstermelide altında kalmamalı Japonyada gördüklerinin. Aklına hamam gelir. Japon ne anlar Türk Hamamından. Alır götürür. Japona ilginç gelir: "Ne oluyor burada?" "Biz burada insan yapıyoruz." " Sahi mi?" der Japon. Bir odanın kapısını açarlar. İçeride tellak bir adamın kolunu ovmaktadır. "Bak der bizimki, burada kollar monte ediliyor." " Bir başka odada bacak ovulmaktadır. "Buradada bacaklar takılıyor." Japon bu sefer hayrette. Diğer odanın kapısını açarlar. İçeride bir kadının üstünde bir erkek iş üstünde. Japon sorar : "Peki burada ne oluyor." "Burada montaj bitmiş delikler açılıyor."
Kör bir adam yanlışlıkla Bayanlar Barına girer. Bara doğru ilerler ve
bir
içki ısmarlar. Biraz
oturup, içkisini yudumladıktan sonra barmene seslenir: "Hey, bir
sarışın
fıkrası duymak ister
misin?" Birden bar, bomba düşmüş gibi sessizleşir. Kör adamın yanında
oturan
kadın, tok bir sesle:
"Hey bayım," der "bu fıkrayı anlatmadan önce bilmeniz gereken beş şey
var.
Birincisi, barmen sarışın bir kız.
İkincisi kapı görevlisi sarışın bir kadın. Üçüncüsü, ben 1.90 boyunda
karatede siyah kuşaklı bir sarışınım.
Dördücüsü, sağınızda oturan kadın profesyonel bir halterci ve sarışın.
Beşincisi, benim yanımda oturan kadın profesyonel güreşçi ve sarışın.
Yine de bu fıkrayı anlatmak istiyor musunuz?"
Kör adam bir kaç saniye düşünür, sonra başını sallar: "Hayır, hiç
sanmıyorum. Beş defa anlatamam."
Adamın biri arabasiyla seyahat etmekteymis. Bir ara kayboldugunu anlayip
kaldirimda yuruyen birinden yardim istemis:
- Afedersiniz, bana yardim edebilr misiniz? Saat ikide bir arkadasimla
randevum vardi, su anda yarim saat gecikmis durumdayim ve nerede
oldugumu
bilmiyorum.
- Elbette yardim ederim. Su anda bir aracta bulunuyorsunuz, 40 ile 42
kuzey
enlemi, 58 ile 60 Greenwich boylamindasiniz, saat 14.02 ve 35 saniye,
bugun
Cuma, hava sicakligi 24,5 derece.
- Siz bir enformasyon uzmani olmalisiniz.
- Dogru, peki nasil bildiniz?
- Cunku soyledikleriniz teknik olarak dogru ama pratik degeri yok. Zira
bana
verdiginiz butun bu bilgilere ragmen degisen bir sey yok, hala yolumu
kaybetmis durumdayim.
- Siz de bir yonetici olmalisiniz, oyle degil mi?
- Dogru, peki siz nasil anladiniz?
- Cok kolay, Nerde oldugunuzu bilmiyorsunuz, nereye gideceginizi
bilmiyorsunuz, bir soz vermisiniz ve nasil yerine getireceginizi
bilmiyorsunuz, simdi de sorununuzu bir baskasinin cozmesini
bekliyorsunuz.
Nitekim, su anda benimle karsilasmadan onceki durumda bulunuyorsunuz.
Ama
simdi, tuhaf bir sekilde sucu bana atacak bahaneler bulacaksiniz.
Sirket içi futbol karrsılasması düzenleyen iki departman, pazarlama
>departmani ve teknik destek departmani maça baslamsilar. Mac sonunda teknik
>destek grubu agir farkla pazarlama departmanini yenmeyi basarmis. Ertesi
>gün sirket içi haber bültenini hazirlayan pazarlama departmani, duyuru
>panosuna su haberi koymus;
>
>"Bu sene düzenlenen sirket içi futbol turnuvasinda gururla belirtiriz ki,
>pazarlama departmani sadece bir maç kaybederek, ikinci olmustur.
>
>Teknik destek departmani ise kötü bir sezon geçirmis ve tek bir müsabaka
>kazanabilmistir".
İş adamı traş olurken bir yandan da berberiyle sohbet etmektedir.Derken,
kapının önünden ağır ağır geçmekte olan paspal bir çocuk görürler. Berber,
iş adamının kulağına fısıldar; "Bu çocuk var ya, dünyanın en aptal
çocuklarından biridir! Bak; dikkat et şimdi..." Berber çocuğa seslenir:
"Ali, buraya gel!".
Bunun üzerine çocuk sakince dükkana girer ve yüzündeki aptalca sırıtmayla
berberi selamlar. Berber işadamının kulağına sessizce, "bak şimdi" diye
fısıldar ve bir elinde beşyüzbin, diğer elinde beşmilyon'luk bir banknot
olduğu halde çocuğa sorar:
"Hangisini istiyorsan alabilirsin?"
Çocuk dalgın dalgın bir beşyüzbine bir de beşmilyona bakar ve sonunda
beşyüzbinlik banknotu hızlıca çekerek berberin elınden alır. Berber
işadamına döner ve gülerek:
"Gördün mü? Sana söylemiştim." der.
Traş bitince işadamı sokağa çıkar ve az ileride kendi kendine oynayan Ali'yi
görür. Yanına giderek, neden beşmilyonluk değil de, beşyüzbinlik banknotu
aldığını sorar. Çocuk hiç de aptalca olmayan bir sırıtmayla yanıt verir:
"Hehehe... Eğer beşmilyonluğu alırsam oyun biter!"
Anne ve babası ile uzun bir tartışmadan sonra bıyıkları yeni terleyen delikanlı, bavulunu toplamış..
"Sakın beni durdurmaya kalkmayın.. Ben heyecan istiyorum, Aşk istiyorum..Coşku istiyorum..Bol para, güzel kızlar istiyorum.. Bu evde bunların hiçbiri mümkün değil.."
Sonra kapıya doğru yürümüş..
"Duuuur" diye bağırmış, babası arkasından..
"Size söylemiştim, beni durdurmaya teşebbüs etmeyin diye geriye bağırmış delikanlı.."
"Duuuur" diye yeniden bağırmış babası nefes nefese, oğlu bahçe kapısından çıkarken..
Iki rahibe varmis biri matematikçi biri mantikli...
Bunlar bir aksam karanlikta kiliseye dönerlerken matematikçi rahibe
mantikliya dönerek ;
-"Yaklasik 20 dakikadir bir adam bizi takip ediyor ve gittikçe
yaklasiyor su
anda aradaki mesafe 50 metre" der.
Bunun üzerine mantikli rahibe bunun tek mantikli açiklamasi
olabilecegini ve
adamin kendilerine tecavüz edecegini ve daha hizli yürümeleri
gerektigini
belirtir.
Rahibeler daha hizli yürümeye baslarlar. 2 dakika sonra matematikçi
rahibe:
-"Adam da hizlandi ve aradaki mesafeyi kapatiyor, su anda 30 metre
arkamizda... O zaman mantik olarak kosmamiz gerekir."
Rahibeler kosmaya baslar ve 3 dakika sonra matematikçi rahibe
-"O da kosuyor ve arayi kapatiyor su anda mesafe 10 metre...O zaman
mantik
olarak bizi yakalayacak birimiz saga digerimiz sola saparak kiliseye
ulasmaya çalisalim en az birimiz kurtulur." ...
Ve matematikçi saga dogru kosmaya mantikli sola dogru kosmaya baslar.
Matematikçi 20 dakika sonra kiliseye ulasir ve telas içinde beklemeye
baslar. Aradan 40 dakika geçtikten sonra mantikli rahibe gelir.
Matematikçi sorar ;
-"Ne oldu ne yaptin ?"
-"Adam beni takip etti artik mesafe üç-bes adima kadar azalmisti,
mantik
olarak daha fazla kosmanin anlami yoktu...
-"Eeee..."
"Mantik olarak ben durdum adamda durdu."
-"Sonra..."
-"Mantik olarak ben etegimi kaldirdim oda pantolonunu indirdi."
-"Peki daha sonra...."
-"Daha sonra ne olacak etegini kaldirmis bir rahibe pantolonunu
indirmis bir
adamdan DAHA HIZLI KOSAR..."
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız